Şimdiii sevgili 2012'cim.
2011'in ilk ayları güzel, ortaları bok gibi, son ayları da baya atraksiyonlu geçti.
Milletle uğraştım,yeni insanlarla tanıştım, geri dönüşler yaşadım, bi döndüm bi vazgeçtim, insanların pişmanlıklarını gördüm felaan filan işte.
Şimdi senden çok fazla bir şey istemiyorum ben. 2011'in son aylarını örnek al yeter çocuğum.
Tamam mı ? Hadi öptüm yanaklarından.
Hepinize hayırlı seneler efendiiim.
31 Aralık 2011 Cumartesi
21 Aralık 2011 Çarşamba
Blogların hepsine mi bir şey olmuş sadece benimkine mi anlamadım, yorum yapamıyorum.
Neyse ben sadece meraba demeye gelmiştim zateeen :D
Bu ara pek yazamıyorum vaktim olmuyor ama bi ara gelirim yine blogcum. hadi görüşürüüükk :D
Neyse ben sadece meraba demeye gelmiştim zateeen :D
Bu ara pek yazamıyorum vaktim olmuyor ama bi ara gelirim yine blogcum. hadi görüşürüüükk :D
8 Aralık 2011 Perşembe
HD'den nasıl tat aldıklarını anlayamadım.
Parmaklarımın arasında kırılacak diye korkmaktan içemiyorum ki.
Parmaklarımın arasında kırılacak diye korkmaktan içemiyorum ki.
11 Kasım 2011 Cuma
Bitmiyor ülkemizin dertleri :(:(:(
Allah yardımcımız olsun..
Allah yardımcımız olsun..
Vur gitarın teline teli teline ellerin ellerime... :)
Azıcık canlanalım yahuu..
İçimiz dışımız ders oldu.
O zamaaan diyoruz ki ;
"Ayrı dillerde şarkımız aynı nakaratı tekrarlar,
Ayrı dillerde şarkımız aynı kakaratı tekarlar..
Biiiizzz Akdeniz'liyiiiizzzzzz...."
Hadi dinleyiverin. Öptüm.
İçimiz dışımız ders oldu.
O zamaaan diyoruz ki ;
"Ayrı dillerde şarkımız aynı nakaratı tekrarlar,
Ayrı dillerde şarkımız aynı kakaratı tekarlar..
Biiiizzz Akdeniz'liyiiiizzzzzz...."
Hadi dinleyiverin. Öptüm.
8 Kasım 2011 Salı
Yazmazsak yazdırırlar gülüümm..
Eskiden daha çok yazardım, daha mı dertliydim bilemedim.
Çünkü; mutluyken yazılmıyor. Yazılacak bir şey olmuyor.
Mutluluk yetiyor çünkü tek kişiye ama acı fazla geliyor.
Çünkü; mutluyken yazılmıyor. Yazılacak bir şey olmuyor.
Mutluluk yetiyor çünkü tek kişiye ama acı fazla geliyor.
5 Kasım 2011 Cumartesi
Merhabaa blogcum.
Bayadır uğrayamadım sana ama inan ki hiç vaktim yok.
Bir daha ki geldiğimde uzun uzun anlatacağım her şeyi söz.
Şimdilik hoşçakal..
Bu arada;
İyi bayramlaaar :)
Bayadır uğrayamadım sana ama inan ki hiç vaktim yok.
Bir daha ki geldiğimde uzun uzun anlatacağım her şeyi söz.
Şimdilik hoşçakal..
Bu arada;

İyi bayramlaaar :)
29 Ekim 2011 Cumartesi
Gaza gelen milleti sevmiyorum hiç. Biri bir şeyler yazıyor sonra herkeste aynı yazı.
3 Düşündüğünün 5'lik kısmını facebook'ta yaşayanlar var.,
Bir anda profil fotoğrafları değişiyor, videolar paylaşılıyor..
Her zaman yapılsa aynı şeyler helal olsun ama her gün nasıl içinizde kalıyorsa o gün de içinizde kalsın o zaman.
Azıcık içinizden yaşayın bir şeyi.
Her şey kopyalayıp yapıştırmakla olmuyor.
Hepimiz tepkiliyiz bir şeylere ama klavye başından anlatmakla yetmiyor bir şeyler.
Bir günle hallolunmuyor işte.
Her neyse.
Açıkça, "kutlu olmasın" diyen zihniyetlere inat;
Cumhuriyet'i benimseyebilen,sindiribilen, hazmedebilen herkese bugün kutlu olsun..
3 Düşündüğünün 5'lik kısmını facebook'ta yaşayanlar var.,
Bir anda profil fotoğrafları değişiyor, videolar paylaşılıyor..
Her zaman yapılsa aynı şeyler helal olsun ama her gün nasıl içinizde kalıyorsa o gün de içinizde kalsın o zaman.
Azıcık içinizden yaşayın bir şeyi.
Her şey kopyalayıp yapıştırmakla olmuyor.
Hepimiz tepkiliyiz bir şeylere ama klavye başından anlatmakla yetmiyor bir şeyler.
Bir günle hallolunmuyor işte.
Her neyse.
Açıkça, "kutlu olmasın" diyen zihniyetlere inat;
Cumhuriyet'i benimseyebilen,sindiribilen, hazmedebilen herkese bugün kutlu olsun..
'O'nun gibi hayat.
Küçük bir odadayım, küçücük ama ferah.
Duvarlar beyaza boyanmış. Tam beyaz değil ama böyle sakinleştiren bir beyaz.
Camdan dışarı baktığımda yemyeşil her yer. O kadar yeşil ki. Konuşurken sesim kısılıyor sevinçten.
Hani çok mutlu olunca konuşamayız ya bazen.
Pencerenin yanına gidiyorum.
Dışarıdan gelen ışık pencereyi açmaya zorluyor beni.
Açtığım gibi hafif bir rüzgar okşuyor yüzümü.
Öyle bir okşuyor ki sevdiğimin elleri gibi.. Sıcacık, sakince.
İçime giriveriyor sanki.
İçimden rüzgar esiyor şimdi.
Çok güzel bir koku var havada.. O kadar güzel ki..
Her baharın başında bizim sokağın koktuğu gibi.
Karşıdaki mandalina ağaçlarından geliyor der annem hep.
Ama baharda değiliz ki..
Bu koku.. Nereden geliyor?
Nereden geliyorsa geliyor öyle güzel ki..
Pamuk şeker tadı geliyor sonra..
Ağızımda dağılıyor mutluluk..
Bu koku, bu hışırtı, bu dokunuş, bu tat, bu ışık..
Beş duyu organıma işliyor şimdi hayat.
Öyle bir işliyor ki hemde, bütün hücrelerimde hissediyorum hayatı..
Bütün hücrelerimde..
Duvarlar beyaza boyanmış. Tam beyaz değil ama böyle sakinleştiren bir beyaz.
Camdan dışarı baktığımda yemyeşil her yer. O kadar yeşil ki. Konuşurken sesim kısılıyor sevinçten.
Hani çok mutlu olunca konuşamayız ya bazen.
Pencerenin yanına gidiyorum.
Dışarıdan gelen ışık pencereyi açmaya zorluyor beni.
Açtığım gibi hafif bir rüzgar okşuyor yüzümü.
Öyle bir okşuyor ki sevdiğimin elleri gibi.. Sıcacık, sakince.
İçime giriveriyor sanki.
İçimden rüzgar esiyor şimdi.
Çok güzel bir koku var havada.. O kadar güzel ki..
Her baharın başında bizim sokağın koktuğu gibi.
Karşıdaki mandalina ağaçlarından geliyor der annem hep.
Ama baharda değiliz ki..
Bu koku.. Nereden geliyor?
Nereden geliyorsa geliyor öyle güzel ki..
Pamuk şeker tadı geliyor sonra..
Ağızımda dağılıyor mutluluk..
Bu koku, bu hışırtı, bu dokunuş, bu tat, bu ışık..
Beş duyu organıma işliyor şimdi hayat.
Öyle bir işliyor ki hemde, bütün hücrelerimde hissediyorum hayatı..
Bütün hücrelerimde..
26 Ekim 2011 Çarşamba
Bir dakika lan.
Ben atama beklemek istemiyorum.
Hedefimi değiştirmeye karar verdim.
Ben atama beklemek istemiyorum.
Hedefimi değiştirmeye karar verdim.
25 Ekim 2011 Salı
Bir doğum gününde üç pasta kesmek herkese nasip olmaz arkadaş.
Sevenlerim çok napıcan :P
Beni benden çok daha iyi tanıyan insanlar var.
Bana benden çok daha değer veren insanlar da..
Çok şükür..
Allah hepimize güzel günler görmeyi nasip etsin..
Sevenlerim çok napıcan :P
Beni benden çok daha iyi tanıyan insanlar var.
Bana benden çok daha değer veren insanlar da..
Çok şükür..
Allah hepimize güzel günler görmeyi nasip etsin..
15 Ekim 2011 Cumartesi
Bu soğukta öldürsen dışarı çıkmam o kadar söylüyorum yani.
Yastık, battaniye, kahve.. Oh mis.
Yastık, battaniye, kahve.. Oh mis.
9 Ekim 2011 Pazar
Senden çok daha fazla seven var sevgili.
Bir sözüme her şeyi bitirebilecek biri.
Ama ben seni seviyorum.
Hep ağzına sıçanı sever ya insan, o misal.
Peki;
Sevmek mi zor sevilmek mi ?
Valla karar veremedim.
Bir sözüme her şeyi bitirebilecek biri.
Ama ben seni seviyorum.
Hep ağzına sıçanı sever ya insan, o misal.
Peki;
Sevmek mi zor sevilmek mi ?
Valla karar veremedim.
30 Eylül 2011 Cuma
Maraton başladı.
Dershane başladı.
Testler, sınavlar, denemeler.. Güzel gidiyor şimdilik.
Dün okula gittik.
Okulu zerre özlememişim.
Özlediğim tek şey hocalar. O da bazıları.
Özellikle Edebiyat'çı.
Ama hepsi çok iyi ağırladılar bizi.
Baya sevindiler.
Mezun olduğunuz okulda bir ağırlığımız oluyor onu anladım.
Ama yok. 4 sene geçirdiğim okulda doğru düzgün hiçbir şey hissedemedim.
Bir daha gidersem 'yine' sadece hocalar için giderim.
Bizim gibi dolu dolu lise hayatı yaşamış insanlar için bile okul bir şey ifade etmiyorsa eğer, son zamanlarda gerçekten çok sıkılmışız demektir.
Anıların A'sı yok.
Oysa ben her geldiğimde gözlerim dolar zannediyordum.
Belki yıllar sonra..
Testler, sınavlar, denemeler.. Güzel gidiyor şimdilik.
Dün okula gittik.
Okulu zerre özlememişim.
Özlediğim tek şey hocalar. O da bazıları.
Özellikle Edebiyat'çı.
Ama hepsi çok iyi ağırladılar bizi.
Baya sevindiler.
Mezun olduğunuz okulda bir ağırlığımız oluyor onu anladım.
Ama yok. 4 sene geçirdiğim okulda doğru düzgün hiçbir şey hissedemedim.
Bir daha gidersem 'yine' sadece hocalar için giderim.
Bizim gibi dolu dolu lise hayatı yaşamış insanlar için bile okul bir şey ifade etmiyorsa eğer, son zamanlarda gerçekten çok sıkılmışız demektir.
Anıların A'sı yok.
Oysa ben her geldiğimde gözlerim dolar zannediyordum.
Belki yıllar sonra..
26 Eylül 2011 Pazartesi
Yazıp yazıp silmek yoruyor insanı. İçimden o anda ne geçiyorsa onu yazacağım artık. Aman. Bir şeyi çok planlayınca olmuyor çünkü. İlla bir pürüz çıkıyor. Ben de plan yapmayacağım artık.
Biri var.. O biri iyi ki var.
Beni benden daha iyi tanıyan biri o. Bazen bana sen şöylesin böylesin diyor. Evet lan diyorum. Çok hoşuma gidiyor bu durum. Arkadaşım o ama beni benden daha çok seviyor. Ben de onu çok seviyorum.
Bolu'ya gitmek istiyorum ben. S oraya gitti. Ağladı giderken. Söz verdim ben de geleceğim diye . Olmadı o geçiş yapacak bulacağız bir şey.
Dershane başlasın artık lan diyip duruyordum yarın başlıyormuş. Hadi gazamız mübarek olsun. Eski sınıfla tam gaz devam.
Fark ettim de şuanda hiç düşünmeden yazıyorum. Amaaaann ne düşüneceğim zaten.
Neyse blogcum işim var benim hadi görüşürüz. Beni özle.
Şunu dinliyorum şu anda.
Biri var.. O biri iyi ki var.
Beni benden daha iyi tanıyan biri o. Bazen bana sen şöylesin böylesin diyor. Evet lan diyorum. Çok hoşuma gidiyor bu durum. Arkadaşım o ama beni benden daha çok seviyor. Ben de onu çok seviyorum.
Bolu'ya gitmek istiyorum ben. S oraya gitti. Ağladı giderken. Söz verdim ben de geleceğim diye . Olmadı o geçiş yapacak bulacağız bir şey.
Dershane başlasın artık lan diyip duruyordum yarın başlıyormuş. Hadi gazamız mübarek olsun. Eski sınıfla tam gaz devam.
Fark ettim de şuanda hiç düşünmeden yazıyorum. Amaaaann ne düşüneceğim zaten.
Neyse blogcum işim var benim hadi görüşürüz. Beni özle.
Şunu dinliyorum şu anda.
22 Eylül 2011 Perşembe
~
Burada kaldığım için, bir sene daha kendime deneme hakkı verdiğim için her geçen gün Allah'a şükür ediyorum. Her gün iyi ki diyorum. iyi ki gitmemişim.
Kesin gider dediğim insanlar bile bir sene daha buradalarmış onu öğrendim bugün. Her karşılaştığım insan çok iyi yapmışsın beklemekle diyor. Gazetecilik ya da reklamcılık hiç düşünmediğim meslekler arasında değil tabi ki ama benim hayalim başka. Bunlar son sıralardeyken, ilk seneden pes etmem. hayallerim kendi elimle itmem. Mesela tıp. Tıp bazı insanlar için hayal olabilir, ya da ne biliyim gazetecilik de bazı insanlar için hayal olabilir ama önemli olan bir mesleği başkalarının da hayali diye yapmak değil, kendi hayalin olduğu için yapmaktır. Alternatifler tabi ki olabilir ama ilk başarısızlıkta bence direk o alternatiflere gidilmemeli.Çünkü zaten hayaller zor olduğu için hayaldir.
Hayat bana geçen zamanda sürekli bir şeyler öğretiyor. Anlatmaya gerek yok ama iyi şeyler öğrendiğimi düşünüyorum.
Birkaç gün sonra dershanem başlıyor. Sınıftaki çoğu kişi de zaten eski sınıfımdan arkadaşlarım. Şu anda tek derdim , istediğim bölümü burada ya da buraya yakın bir yerde kazanmak. Tek dileğim ise;Allah hiçbir zaman pişman olacağım bir meslek seçtirmesin. En kötü ihtimal alternatiflerimden olsun ama hiç istemediğim şeyler olmasın . Kimsenin de olmasın inşallah. Çünkü hep denir ya; Hayatta mutlu olmak için eşini ve işini iyi seçmek gerekir.
İstanbul'dan geldiğimden beri içimde bir huzur var. O şehir zaten bana terapi gibi. Her gittiğimde yenilenip geliyorum sanki.. Mutluyum.. Hep dediğim gibi en kötü günümüz de böyle olsun (:
O zaman dinleyelim. Tıkk :)
Kesin gider dediğim insanlar bile bir sene daha buradalarmış onu öğrendim bugün. Her karşılaştığım insan çok iyi yapmışsın beklemekle diyor. Gazetecilik ya da reklamcılık hiç düşünmediğim meslekler arasında değil tabi ki ama benim hayalim başka. Bunlar son sıralardeyken, ilk seneden pes etmem. hayallerim kendi elimle itmem. Mesela tıp. Tıp bazı insanlar için hayal olabilir, ya da ne biliyim gazetecilik de bazı insanlar için hayal olabilir ama önemli olan bir mesleği başkalarının da hayali diye yapmak değil, kendi hayalin olduğu için yapmaktır. Alternatifler tabi ki olabilir ama ilk başarısızlıkta bence direk o alternatiflere gidilmemeli.Çünkü zaten hayaller zor olduğu için hayaldir.
Hayat bana geçen zamanda sürekli bir şeyler öğretiyor. Anlatmaya gerek yok ama iyi şeyler öğrendiğimi düşünüyorum.
Birkaç gün sonra dershanem başlıyor. Sınıftaki çoğu kişi de zaten eski sınıfımdan arkadaşlarım. Şu anda tek derdim , istediğim bölümü burada ya da buraya yakın bir yerde kazanmak. Tek dileğim ise;Allah hiçbir zaman pişman olacağım bir meslek seçtirmesin. En kötü ihtimal alternatiflerimden olsun ama hiç istemediğim şeyler olmasın . Kimsenin de olmasın inşallah. Çünkü hep denir ya; Hayatta mutlu olmak için eşini ve işini iyi seçmek gerekir.
İstanbul'dan geldiğimden beri içimde bir huzur var. O şehir zaten bana terapi gibi. Her gittiğimde yenilenip geliyorum sanki.. Mutluyum.. Hep dediğim gibi en kötü günümüz de böyle olsun (:
O zaman dinleyelim. Tıkk :)
10 Eylül 2011 Cumartesi
Facebook'um bir haftadır kapalıı.
Rekor kırdım rekor.
Artık açmam zaten aklıma gelmiyor çünkü.
Yarın 39,5 derecelik ateşle sabahın 8'inde iki saatlik yolculuk yapacağım.
Ayy şimdiden fenalık geldi.
Gelince ders,ders,ders..
Sıkıcı bir sene olacak ama yapacak bir şey yok..
Belki de o kadar sıkıcı olmaz ;)
Kendinize iyi bakınn :)
O zaman :):):)
Rekor kırdım rekor.
Artık açmam zaten aklıma gelmiyor çünkü.
Yarın 39,5 derecelik ateşle sabahın 8'inde iki saatlik yolculuk yapacağım.
Ayy şimdiden fenalık geldi.
Gelince ders,ders,ders..
Sıkıcı bir sene olacak ama yapacak bir şey yok..
Belki de o kadar sıkıcı olmaz ;)
Kendinize iyi bakınn :)
O zaman :):):)
6 Eylül 2011 Salı
Çaresizlik kötü bir şey..
Bugün şu yazımda bahsettiğim kişinin gözümün önünde bayılmasını izledim. Tir tir titremesini ve benim eski sevgilime sarılarak ağlamasını izledim. Sadece izleyebildim..
Nasıl bu durumlara geldik bilmiyorum.
Sadece geziyorduk aslında. Ben kız arkadaşımla arkadan yürüyordum. Yanımda başka bir arkadaşım vardı erkek ona bir şeyler anlatıyordum. Oda başka bir arkadaşımızla önümüzden yürüyordu. Oturduğumuz çay behçesinde arkadaş gibi şakalaştık oysa. Konuştuk . Ben sanırım geçti dedim içimden ama öyle değilmiş. Önümüzde yürürken durdu birden. Hava karanlık onun elleri dizlerinde.. Kaldı öyle. Hepimiz yoruldu falan zannettik. Arkadaşlarımızdan birisinin onu tutmasıyla anladık. "Başım dönüyor" dedi bana bakarak. O anda koşarak hangi ara su almaya gittim, hangi ara ona verdim hatırlamıyorum. Yanına giderken ki birkaç saniye birkaç saat gibiydi resmen. Sonra arkadaşlarımızdan birisine sarılıp ağlamaya başladı. ( eski sevgilime ) . İananamadım.Onlar banklarda oturur, o arkadaşımın (artık sadece arkadaşım ) omuzunda ağlarken hiçbir şey yapamadım. Hiçbir şey.. Kalktığında biz artık gitsek iyi olur dediğimi hatırlıyorum sadece. Sonra bizi durağa götürmek için yürüdük.. Ben burdan binmeyeceğim , burada ayrılalım dedim. Ayrılırken , tokalaşırken sarıldı. İyi misin dedim iyiyim dedi ama kolumu sıktı. Canım acıdı demedim. Onun canı benden kat kat fazla acıyordu o anda. Ayrıldık.
Sonra kız arkaşımla kaç saat karanlıkta eczanenin önünde oturduk, sonra kaç tane sigara içtik onu da hatırlamıyorum. Eve nasıl geldiğimi de.. Minibüsteki arkadaşımla ne zaman karşılaştığımızı da.. Onun beni neden eve bıraktığını da.. Hiçbir şey hatırlamıyorum.
Kendimi Dünya'nın en suçlu insanı gibi hissediyorum. Hiçbir şey yapamıyorum. Onunla denesem onu çok daha fazla üzeceğimi adım gibi biliyorum. Bu duruma nasıl geldiğini bilmiyorum. Allah'tan ki beni kimse suçlamıyor hatta ben kendimi suçlu hissetmeyeyim diye uğraşıyorlar ama olmuyor..
Şu anda tek dua'm onun beni unutması.
Her gün görürken nasıl olacak onu da bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum ben sadece başım çok ağrıyor çok.
3,5 saatdir aynı soru var aklımda. Ben ne yapacağım ?
Nasıl bu durumlara geldik bilmiyorum.
Sadece geziyorduk aslında. Ben kız arkadaşımla arkadan yürüyordum. Yanımda başka bir arkadaşım vardı erkek ona bir şeyler anlatıyordum. Oda başka bir arkadaşımızla önümüzden yürüyordu. Oturduğumuz çay behçesinde arkadaş gibi şakalaştık oysa. Konuştuk . Ben sanırım geçti dedim içimden ama öyle değilmiş. Önümüzde yürürken durdu birden. Hava karanlık onun elleri dizlerinde.. Kaldı öyle. Hepimiz yoruldu falan zannettik. Arkadaşlarımızdan birisinin onu tutmasıyla anladık. "Başım dönüyor" dedi bana bakarak. O anda koşarak hangi ara su almaya gittim, hangi ara ona verdim hatırlamıyorum. Yanına giderken ki birkaç saniye birkaç saat gibiydi resmen. Sonra arkadaşlarımızdan birisine sarılıp ağlamaya başladı. ( eski sevgilime ) . İananamadım.Onlar banklarda oturur, o arkadaşımın (artık sadece arkadaşım ) omuzunda ağlarken hiçbir şey yapamadım. Hiçbir şey.. Kalktığında biz artık gitsek iyi olur dediğimi hatırlıyorum sadece. Sonra bizi durağa götürmek için yürüdük.. Ben burdan binmeyeceğim , burada ayrılalım dedim. Ayrılırken , tokalaşırken sarıldı. İyi misin dedim iyiyim dedi ama kolumu sıktı. Canım acıdı demedim. Onun canı benden kat kat fazla acıyordu o anda. Ayrıldık.
Sonra kız arkaşımla kaç saat karanlıkta eczanenin önünde oturduk, sonra kaç tane sigara içtik onu da hatırlamıyorum. Eve nasıl geldiğimi de.. Minibüsteki arkadaşımla ne zaman karşılaştığımızı da.. Onun beni neden eve bıraktığını da.. Hiçbir şey hatırlamıyorum.
Kendimi Dünya'nın en suçlu insanı gibi hissediyorum. Hiçbir şey yapamıyorum. Onunla denesem onu çok daha fazla üzeceğimi adım gibi biliyorum. Bu duruma nasıl geldiğini bilmiyorum. Allah'tan ki beni kimse suçlamıyor hatta ben kendimi suçlu hissetmeyeyim diye uğraşıyorlar ama olmuyor..
Şu anda tek dua'm onun beni unutması.
Her gün görürken nasıl olacak onu da bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum ben sadece başım çok ağrıyor çok.
3,5 saatdir aynı soru var aklımda. Ben ne yapacağım ?
5 Eylül 2011 Pazartesi
~
Her şey çok hızlı oluyor, her şey çok hızlı değişiyor artık. Zaman kaçan kovalanır hesabı peşinden koşturuyor bizi.. Koşuyoruz biz de. Başka çaremiz mi var ?
Hayat tuhaf. Bir gün her şeyin gerçekten değiştiğini ya da değişiyor olduğunu gördüğümüzde gülümsüyoruz.. Artık biliyoruz ki, ayrılıklar gerçekten var. Kurulan hayallere sarılmış geçmiş, kenetlenmişler. Hayaller zaten aslında hep geçmişledir. Gelecekle anlaşamıyorlar hiç. Ya biz düşünerek değiştiriyoruz onları ya da kader değiştiriyor.
Bazen iki güne bile o kadar çok şey sığdırıyoruz ki.. B kadar kısa zamanda bu kadar şey sığdırabilmek korkutuyor beni. Çünkü; bu hıza alıştığımız anlamına geliyor ve her şeyi bir anda yaşıyoruz artık.. Dedim ya dudaklarda hep bir gülümseme kalıyor sadece. Biz de buna hayat diyoruz.
Facebook'umu kapattım. Bu sefer kendim için değil başkaları için. 2-3 kişinin benim yüzümden acı çektiklerini görmemek için. Bir nevi kaçış için. O yüzden bu sefer açma gibi bir derdim yok. İstesem de açamam çünkü söz verdiğim insanlar var. İşin ucunda kendim olsam hiç düşünmem aslında ama başkası var, başkaları.. Nereye kadar kaçacağım hakkında ise en ufak bir fikrim yok. Bir ay sonra her gün yüz yüze bakacağım insanlardan sadece face'mi kapatarak nasıl kaçabileceğiminde.
Aylarca kimsenin karşıma çıkmayıp, son iki ayda çıkmalarına da şaşırıyorum. Bunların hiç ama hiç ummayacağım insanlar olmasına daha çok şaşırıyorum.Bazen dua ettin işte oldu seç birini diyorum, sonra hayır diyorum. Hissizlik en kötü histen bile daha kötüdür. Bunu bu aralar daha çok farkına varıyorum. Vardırıyorum da.. Her neyse..
Bu sene derslere vermek istiyorum kendimi.. Sadece ders.. Sorun yok.. Varsa da bana yok bu sene.. Kafamı hiçbir şeye takmamam gerektiğinin farkındayım. O yüzden de her şeyin dışında durmaya çalışıyorum.. Hayallerim değişiyor belki evet ama hedef noktam hep aynı.
Birkaç gün sonra İstanbul'a gidip sonra dört elle kitaplarıma sarılmak istiyorum. İnek öğrenciler gibi dershane ev arası mekik dokuyacağım bir sene bekliyor ben de onu tabii. Sonra da ver elini.. Neresi olursa artık..
Hayatla falan uğraşacak hiç vaktim de yok.
O zamaan ; Hadi tık.
3 Eylül 2011 Cumartesi
Evde duraydık eyiydi.
Az önce bu yaz eve ne kadar az uğradığımı fark ettim.
İstanbul,Yalova,.. falan bir sürü yer..
Daha da var lan.
3-5 gün sonra bir İstanbul yolu daha.
Oy yiter.
İstanbul,Yalova,.. falan bir sürü yer..
Daha da var lan.
3-5 gün sonra bir İstanbul yolu daha.
Oy yiter.
1 Eylül 2011 Perşembe
30 Ağustos 2011 Salı
Şaka olarak kalsa..
Bazen şakayla gülüp geçtiğimiz ciddiye almadığımız olaylar sonradan bize ne kadar da ciddiye alınması gerektiğini hatırlatıyor. Bunu bu günlerde çok çok daha iyi anlıyorum.
Biri var..
Önceden "seni seviyor" dediklerinde güler geçerdim. O da gülerdi..
Adımla şarkı söylediği zamanlarda gülerdik.. Aslında önceden biz hep gülerdik..
Hiç ciddiye almadık biz o'nu. Almadım..
O kimseyi sevemez düşüncesi vardı aklımda.. Onun da tabi..
Uğraşmayın böyle boş işlerle derdi hep. Yine gülerdik..
Ben onun önünde arkadaşlarından biriyle çıkıp, yanında o insana seviyorum dedim.. ( O gün göz göze geldiğimizde içinden da ettiğini hissetmiştim. )
Çünkü o aslında sevmezdi, ben rahattım.
Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum.
Sonra biz arkadaşıyla ayrıldık. O gün onun " İnşallah bir şey olur,kendileri bile anlamadan ne olduğunu hemen ayrılırlar" diye dua ettiğini sonradan öğrendim.
Gerçekten de ne olduğunu biz bile çözememiştik aslında. Sonra hayırlısı buymuş dedik.
Birkaç gün sonra seni çok seviyorum nidalarıyla uyandım işi. Şaka değildi, hayal de değildi. Oydu, karşımdaydı ve seni seviyorum diyordu.
Yine umursamadım.
Ne olacaktı ki en fazla? Söyleyip söyleyip susacaktı.
Sonra akşamları senin için ağlıyor mesajları gelmeye başladı arkadaşlarımdan. Bir konser akşamı her birlikte kaldıkları evde uykusunda adımı sayıkladığını öğrendim.
Sonra değişimini izledim. Konuşmalarında artık eskisi gibi olmadığını hatta konuşmadığını..
Günlerce her gece beni çok sevdiğini söyledi bende her gece olmazlarımı sıraladım.
O ilk diyordu. Ben geçer diyordum. O başkası olmaz diyordu ben gülüyordum.
Zaman böyle geçti işte..
Sonra ne mi oldu ? Bir gün kafasını duvara vurduğunu öğrendim. Sonra bir gün arabanın altına atlamaya çalıştığını. İnanmadım. Bilöftü.
Ta ki.. Dün gece en çok güvendiğim kız arkadaşlarımdan birisi onu o halde gördüğünü söyleyene kadar..
Peki şimdi ne olacak diye düşünüyorum saatlerdir..
Umursamadın kızım, sallamadın bile, güldün geçtin hep. Ya tutmasalardı peki onu orda.. Ne olacaktı ? Bütün ömrün boyunca vicdan azabıyla nasıl yaşayacaktın?
Durmuyor ki yine sorular kafamda..
Böyle birine olmayacağını nasıl anlatacağım?
Hem de aylarca 'yine' yüz yüze bakacakken.
O ben senden başka bir yere bakmam derken..
Seni başkasıyla görürsem ölürüm derken..
Ne olursa olsun bekleyeceğim derken..
Ve neredeyse bütün arkadaşlarım sürekli olayın ciddiyetinde misin ? Ne yapmayı düşünüyorsun? Derlerken..
Ve en önemlisi ben hiç alakasız birine takılıp kalmışken.. Ne yapacağım ?
Keşke diyorum o yine eskisi gibi olsa. Kavga etsek.. Sadece kendi düşüncelerini savunsa.. İnsanları kırsa yine ama şimdiki gibi olmasa.. Susmasa, konuşsa.. Her gözlerine baktığımda gözlerinin doluşunu izlemesem.. Gülsek yine hep gülsek, hatta sadece gülsek.. Biz onunla dalga geçsek.. Ama benim yüzümden acı çektiğini bilmesem..
Kimse ne olacak şimdi, ne yapmayı düşünüyorsun ? Diye mesaj atmasa. Benim kafam rahat olsa. O başkasıyla görürsem seni ölürüm dediği için ben kendimi durdurmasam. Hala umursamıyor olsam..
Keşke gerçekten bu kadar ciddi olmasa..
Biri var..
Önceden "seni seviyor" dediklerinde güler geçerdim. O da gülerdi..
Adımla şarkı söylediği zamanlarda gülerdik.. Aslında önceden biz hep gülerdik..
Hiç ciddiye almadık biz o'nu. Almadım..
O kimseyi sevemez düşüncesi vardı aklımda.. Onun da tabi..
Uğraşmayın böyle boş işlerle derdi hep. Yine gülerdik..
Ben onun önünde arkadaşlarından biriyle çıkıp, yanında o insana seviyorum dedim.. ( O gün göz göze geldiğimizde içinden da ettiğini hissetmiştim. )
Çünkü o aslında sevmezdi, ben rahattım.
Neden olduğunu gerçekten bilmiyorum.
Sonra biz arkadaşıyla ayrıldık. O gün onun " İnşallah bir şey olur,kendileri bile anlamadan ne olduğunu hemen ayrılırlar" diye dua ettiğini sonradan öğrendim.
Gerçekten de ne olduğunu biz bile çözememiştik aslında. Sonra hayırlısı buymuş dedik.
Birkaç gün sonra seni çok seviyorum nidalarıyla uyandım işi. Şaka değildi, hayal de değildi. Oydu, karşımdaydı ve seni seviyorum diyordu.
Yine umursamadım.
Ne olacaktı ki en fazla? Söyleyip söyleyip susacaktı.
Sonra akşamları senin için ağlıyor mesajları gelmeye başladı arkadaşlarımdan. Bir konser akşamı her birlikte kaldıkları evde uykusunda adımı sayıkladığını öğrendim.
Sonra değişimini izledim. Konuşmalarında artık eskisi gibi olmadığını hatta konuşmadığını..
Günlerce her gece beni çok sevdiğini söyledi bende her gece olmazlarımı sıraladım.
O ilk diyordu. Ben geçer diyordum. O başkası olmaz diyordu ben gülüyordum.
Zaman böyle geçti işte..
Sonra ne mi oldu ? Bir gün kafasını duvara vurduğunu öğrendim. Sonra bir gün arabanın altına atlamaya çalıştığını. İnanmadım. Bilöftü.
Ta ki.. Dün gece en çok güvendiğim kız arkadaşlarımdan birisi onu o halde gördüğünü söyleyene kadar..
Peki şimdi ne olacak diye düşünüyorum saatlerdir..
Umursamadın kızım, sallamadın bile, güldün geçtin hep. Ya tutmasalardı peki onu orda.. Ne olacaktı ? Bütün ömrün boyunca vicdan azabıyla nasıl yaşayacaktın?
Durmuyor ki yine sorular kafamda..
Böyle birine olmayacağını nasıl anlatacağım?
Hem de aylarca 'yine' yüz yüze bakacakken.
O ben senden başka bir yere bakmam derken..
Seni başkasıyla görürsem ölürüm derken..
Ne olursa olsun bekleyeceğim derken..
Ve neredeyse bütün arkadaşlarım sürekli olayın ciddiyetinde misin ? Ne yapmayı düşünüyorsun? Derlerken..
Ve en önemlisi ben hiç alakasız birine takılıp kalmışken.. Ne yapacağım ?
Keşke diyorum o yine eskisi gibi olsa. Kavga etsek.. Sadece kendi düşüncelerini savunsa.. İnsanları kırsa yine ama şimdiki gibi olmasa.. Susmasa, konuşsa.. Her gözlerine baktığımda gözlerinin doluşunu izlemesem.. Gülsek yine hep gülsek, hatta sadece gülsek.. Biz onunla dalga geçsek.. Ama benim yüzümden acı çektiğini bilmesem..
Kimse ne olacak şimdi, ne yapmayı düşünüyorsun ? Diye mesaj atmasa. Benim kafam rahat olsa. O başkasıyla görürsem seni ölürüm dediği için ben kendimi durdurmasam. Hala umursamıyor olsam..
Keşke gerçekten bu kadar ciddi olmasa..
25 Ağustos 2011 Perşembe
"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. "
Bayadır uzun yazı yazmamışım.
Ama son bir ayımı da anlatmaya kalkarsam sayfalar sürer bu yazı. O yüzden kısa kısa özet geçeyim.
Son bir ay gezdim, tozdum, eğlendim vs.. Hayatın çıkardığı sürprizler karşısında güldüm geçtim yine. Değişen de değişmeyen de çok şey var. Baya bir şey. Onları yavaş yavaş, taksit taksit anlatırım zamanı gelince. Şimdiden döktürmeye gerek yok.
Sadece şu kadarını söyliyeyim blogcum sana. Yeni planlarım var hayatla, yepyeni :)
Yeni ve eğlenceli :)
Ama son bir ayımı da anlatmaya kalkarsam sayfalar sürer bu yazı. O yüzden kısa kısa özet geçeyim.
Son bir ay gezdim, tozdum, eğlendim vs.. Hayatın çıkardığı sürprizler karşısında güldüm geçtim yine. Değişen de değişmeyen de çok şey var. Baya bir şey. Onları yavaş yavaş, taksit taksit anlatırım zamanı gelince. Şimdiden döktürmeye gerek yok.
Sadece şu kadarını söyliyeyim blogcum sana. Yeni planlarım var hayatla, yepyeni :)
Yeni ve eğlenceli :)
24 Ağustos 2011 Çarşamba
:)
Huzurluyum çünkü; Keşke dediğim hiçbir şey yok hayatta.
Hatta artık 'iyi ki'lerim daha fazla.
Hatta artık 'iyi ki'lerim daha fazla.
7 Ağustos 2011 Pazar
"Gün olur devran döner",rahat olun, dediğimde ;
"Dönmez, bekleme" dediler.
Gün oldu devran döndü.
Şimdi rahatım :)
"Dönmez, bekleme" dediler.
Gün oldu devran döndü.
Şimdi rahatım :)
2 Ağustos 2011 Salı
Hiçbir şey.
Onunla mutlu olacağına hala inanıyor musun ?
-Hayır.
Neden ?
-Çünkü; aklı başkasında.
Herkesin aklı başkasında.
-Vazgeçenler de var.
Vazgeçse, onunla mutlu olur musun?
-Hayır.
Neden ?
-Çünkü; onu gerçekten sevmiyorum.
Peki ne olacak ?
-Hiçbir şey.
Kaç tane mutlu aşk var ki zaten?
- Hep bir taraf daha fazla sever. Sonra diğer taraf pes eder. Sonra ilişki biter.Geriye acı kalır.
Özlem ?
-Oda kalır. Hatta biraz zaman sonra bir tek o kalır.
O geçmezse?
-Geçmez zaten ama alışılır.
Sonra?
-Sonra başka insanlar aranır..
Bulunur mu ?
-Bulunur ama son aynı.
Ne olacak peki ?
-Hiçbir şey.
-Hayır.
Neden ?
-Çünkü; aklı başkasında.
Herkesin aklı başkasında.
-Vazgeçenler de var.
Vazgeçse, onunla mutlu olur musun?
-Hayır.
Neden ?
-Çünkü; onu gerçekten sevmiyorum.
Peki ne olacak ?
-Hiçbir şey.
Kaç tane mutlu aşk var ki zaten?
- Hep bir taraf daha fazla sever. Sonra diğer taraf pes eder. Sonra ilişki biter.Geriye acı kalır.
Özlem ?
-Oda kalır. Hatta biraz zaman sonra bir tek o kalır.
O geçmezse?
-Geçmez zaten ama alışılır.
Sonra?
-Sonra başka insanlar aranır..
Bulunur mu ?
-Bulunur ama son aynı.
Ne olacak peki ?
-Hiçbir şey.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Tesadüfüne başlatma.
Bugün kendi kendimi my immortal'ı söylerken buldum . Girip face'ye paylaşayım dedim. Ben daha ararken eski sevgilimin , eski sevgilisi ( bir zamanlar kardeşim) paylaşmış aynı şarkıyı. Şok oldum.
Az önce fizy'den hiç alakası olmayan bir şarkı dinlerken, şarkı yarısında kesildi ve yine my immortal çalmaya başladı. Hem de çalan şarkı kısmında yazan şarkıyla alakası yok. Nasıl oluyor da diğer şarkı yarısında kesilip o çalmaya başlıyor ?
Evren ! Bi bas git uğraşma artık benimle.
Az önce fizy'den hiç alakası olmayan bir şarkı dinlerken, şarkı yarısında kesildi ve yine my immortal çalmaya başladı. Hem de çalan şarkı kısmında yazan şarkıyla alakası yok. Nasıl oluyor da diğer şarkı yarısında kesilip o çalmaya başlıyor ?
Evren ! Bi bas git uğraşma artık benimle.
Marmara Üniversitesi-Gazetecilik'e gitmiyorum.
Bir sürü yerdeki basın yayın, radyo-tv bölümüne de gitmiyorum.
Herkes de bir manyak mısın bakışı.
Size ne lan.
Hayat benim hayatım.
Bir sürü yerdeki basın yayın, radyo-tv bölümüne de gitmiyorum.
Herkes de bir manyak mısın bakışı.
Size ne lan.
Hayat benim hayatım.
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Sen nasıl bir şeysin Tarkan.. :)
12 Temmuz 2011 Salı
Eskileri unutamadığının farkındayım ama onlar seni çoktan unuttu.
Dua et de şu andaki "eskilerin" de aynı acıyı yaşatmasınlar sana.
Ama yaşa !
Dua et de şu andaki "eskilerin" de aynı acıyı yaşatmasınlar sana.
Ama yaşa !
9 Temmuz 2011 Cumartesi
8 Temmuz 2011 Cuma
Hep yanlış zamanda geliyorsun aşk,hep yanlış insanda doğuyorsun.
Büyümeden öldürüyorlar hep seni.
Birileri katil oluyor, ben arkada kalan.
Katillere de ceza yok bu ülkede. Ellerini, kollarını sallayıp geziyorlar.
Kim bilir kaç kişinin daha bebeğini öldürdüler.
Ama doğma dedim ben sana aşk !
Doğmayacaktın !
Kürtaj etmek istedim, günah dediler.
Kaç yılda bir geliyor zaten, yapma, dediler.
Yapma da..
Yapmadım işte.
Sen öldün, ben gömüldüm.
Büyümeden öldürüyorlar hep seni.
Birileri katil oluyor, ben arkada kalan.
Katillere de ceza yok bu ülkede. Ellerini, kollarını sallayıp geziyorlar.
Kim bilir kaç kişinin daha bebeğini öldürdüler.
Ama doğma dedim ben sana aşk !
Doğmayacaktın !
Kürtaj etmek istedim, günah dediler.
Kaç yılda bir geliyor zaten, yapma, dediler.
Yapma da..
Yapmadım işte.
Sen öldün, ben gömüldüm.
6 Temmuz 2011 Çarşamba
Aynı bokları yiyip, bir türlü yaşadıklarımızdan ders çıkarmadığımız bir kardeşim var.
Bazen ikimizde çok salak, bazen de çok akıllı olabiliyoruz.
Ama sonuç olarak;mutluyuz.
Bazen ikimizde çok salak, bazen de çok akıllı olabiliyoruz.
Ama sonuç olarak;mutluyuz.
26 Haziran 2011 Pazar
24 Haziran 2011 Cuma
İyl kim? Kötü kim ?
İyilik bize göre nedir? Kim iyidir ? İyi olan insan nasıl anlanır ?
Bir insan kimine göre çok iyiyken kimine göre nasıl çok kötü olabilir ki. Böyle bir sonuçta şöyle bir şey çıkıyor ortaya; Bize iyilik yapan, güzel davranan bize göre iyidir. Peki başkalarına karşı davranışları ne oluyor? Yani demek istediğim şu ; Bizler bir insanın iyi olup olmadığını sadece bize yaptıklarıyla mı ölçüyoruz yoksa çevreye de yaptıklarıyla mı.Eğer ilkine göreyse o zaman yine insan oğlunun bencilliği çıkıyor ortaya. Değilse içimiz rahat olsun.
Peki kötü insan kimdir, nedir? Bana kötülük yapmış bir insana bir tek ben mi kötü derim başkaları da der mi. Hadi diyelim ki bir tek ben dedim bir şey değişir mi?
Bir de tek bir konuya mı insana iyi ya da kötü denir, yoksa birkaç konuya göre. Konu ölçütüne göre de değişir tabi ama..
Çözemiyorum. Benim iyilik kahramanım bazen başkasına göre kötülük abidesi oluyor.
Yok abi çıkamayacağım bu konudan ben. Birisinin açıklaması lazım.
Bir insan kimine göre çok iyiyken kimine göre nasıl çok kötü olabilir ki. Böyle bir sonuçta şöyle bir şey çıkıyor ortaya; Bize iyilik yapan, güzel davranan bize göre iyidir. Peki başkalarına karşı davranışları ne oluyor? Yani demek istediğim şu ; Bizler bir insanın iyi olup olmadığını sadece bize yaptıklarıyla mı ölçüyoruz yoksa çevreye de yaptıklarıyla mı.Eğer ilkine göreyse o zaman yine insan oğlunun bencilliği çıkıyor ortaya. Değilse içimiz rahat olsun.
Peki kötü insan kimdir, nedir? Bana kötülük yapmış bir insana bir tek ben mi kötü derim başkaları da der mi. Hadi diyelim ki bir tek ben dedim bir şey değişir mi?
Bir de tek bir konuya mı insana iyi ya da kötü denir, yoksa birkaç konuya göre. Konu ölçütüne göre de değişir tabi ama..
Çözemiyorum. Benim iyilik kahramanım bazen başkasına göre kötülük abidesi oluyor.
Yok abi çıkamayacağım bu konudan ben. Birisinin açıklaması lazım.
22 Haziran 2011 Çarşamba
Her gece uyumadan hemen önce buraya yazacak bir sürü şey geliyor aklıma.
Hatta kafamda taslağını bile oluşturuyorum.
Her sabah kalktığımdada da unutuyorum.
Hatta kafamda taslağını bile oluşturuyorum.
Her sabah kalktığımdada da unutuyorum.
20 Haziran 2011 Pazartesi
Son bir haftam çok güzel geçti.
Sınavdan iki gün önce Umay'la deli gibi sigara içecek yer aradık.Gece saçma sapan fotoğraflar çektik.Eğlendik yani.
Karne günü sandaldan düşmekten son anda kurtulduk mesela. T'yle A'nın ben kullanıcan ben kullanıcam sözleri. Tuzlu suyla karışık saçlarımızda U'un dövme koleksiyonuna bakışımız. Sonra U'yla arkadaşına sahilin bir başından diğer başına yemek taşımamız. Sonra eve y,ne geç gelip babamdan azar işitmem. Ha bir de dövmeci tezgahında kumpir yerken milletin bize ters ters bakması var tabi.
Sınav günü.. Sınav kötü geçti ama eve geldikten sonra tam uyuyacakken T'nin arayıp gel hadi Y ablalarlayız takılırız dedi. Araba kiralamışlaar ohh. Y ablalar bizim elmalı nargilemizi kıskandılar. Biz demiştik onlara çilekliden daha güzel diye ama dinlemediler. Tabi nargile içerken Güneş tam arkamızda olunca baya baş dönmesiyle uğraştık. Üstüne bir de çarpışan otolara binelim diye tutturunca iyice başımız döndü.6 kız 3 araba tek başına gelmiş bi "abaza"yı sıkıştırdık. En son çocuk arkasına çarptığında ah diye bir ses geldi. Çarpışan otolardan sonra arabayı kullanan abla etkisinde kaldığı için öndeki çöp tenekesine çarptık. Sonra mal mal güldük falan. Sınavın stresini de atmış olduk bu sayede. Yalnız ben fark ettim ki çarpışan otoyu kullanamıyorum yahu. Allah'tan T vardı da ikimiz yaptık bir şeyler.
Ha bu arada dershaneye gitmekten vazgeçtim yine. Sözelim lan ben dershanede ne işim var dedim kendi kendime.İnternetten çalışacağım yine.Öyle sabah sabah dersheneydi etütdü gelemem öyle şeylere. Kaldı ki ben evde bir buçuk ay kadar çalışıp sınıftaki bütün dershaneye giden arkadaşlarımı sollamış biriyim. Aynı şeyi bir sene boyunca yaparsam rahat rahaat kazanırım güveniyorum olum kendime. ( hava attım biraz) Ama bir sene eve kapanacağım yapacak bir şey yok. Sonra da artık neresi tutarsa oraya.
Okulu çok özlerim diyordum ama şu anda zerre kadar özlemiyorum. Hatta her sabah kalktığımda oh be diyorum yani. Ne stresmiş o be. Aman kafam rahatladı valla.
Neyse gideyim artık sıcak oldu burası.
*Hala başım dönüyor lan.
Sınavdan iki gün önce Umay'la deli gibi sigara içecek yer aradık.Gece saçma sapan fotoğraflar çektik.Eğlendik yani.
Karne günü sandaldan düşmekten son anda kurtulduk mesela. T'yle A'nın ben kullanıcan ben kullanıcam sözleri. Tuzlu suyla karışık saçlarımızda U'un dövme koleksiyonuna bakışımız. Sonra U'yla arkadaşına sahilin bir başından diğer başına yemek taşımamız. Sonra eve y,ne geç gelip babamdan azar işitmem. Ha bir de dövmeci tezgahında kumpir yerken milletin bize ters ters bakması var tabi.
Sınav günü.. Sınav kötü geçti ama eve geldikten sonra tam uyuyacakken T'nin arayıp gel hadi Y ablalarlayız takılırız dedi. Araba kiralamışlaar ohh. Y ablalar bizim elmalı nargilemizi kıskandılar. Biz demiştik onlara çilekliden daha güzel diye ama dinlemediler. Tabi nargile içerken Güneş tam arkamızda olunca baya baş dönmesiyle uğraştık. Üstüne bir de çarpışan otolara binelim diye tutturunca iyice başımız döndü.6 kız 3 araba tek başına gelmiş bi "abaza"yı sıkıştırdık. En son çocuk arkasına çarptığında ah diye bir ses geldi. Çarpışan otolardan sonra arabayı kullanan abla etkisinde kaldığı için öndeki çöp tenekesine çarptık. Sonra mal mal güldük falan. Sınavın stresini de atmış olduk bu sayede. Yalnız ben fark ettim ki çarpışan otoyu kullanamıyorum yahu. Allah'tan T vardı da ikimiz yaptık bir şeyler.
Ha bu arada dershaneye gitmekten vazgeçtim yine. Sözelim lan ben dershanede ne işim var dedim kendi kendime.İnternetten çalışacağım yine.Öyle sabah sabah dersheneydi etütdü gelemem öyle şeylere. Kaldı ki ben evde bir buçuk ay kadar çalışıp sınıftaki bütün dershaneye giden arkadaşlarımı sollamış biriyim. Aynı şeyi bir sene boyunca yaparsam rahat rahaat kazanırım güveniyorum olum kendime. ( hava attım biraz) Ama bir sene eve kapanacağım yapacak bir şey yok. Sonra da artık neresi tutarsa oraya.
Okulu çok özlerim diyordum ama şu anda zerre kadar özlemiyorum. Hatta her sabah kalktığımda oh be diyorum yani. Ne stresmiş o be. Aman kafam rahatladı valla.
Neyse gideyim artık sıcak oldu burası.
*Hala başım dönüyor lan.
18 Haziran 2011 Cumartesi
Sınava saatler kaldı.
Ben bu sefer gerçekten hiç ama hiç çalışmadım.
Şu anda bir Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi sorusu sorsanız bilmem.
Bir de hocalarım okulda alanlardaki en yüksek puanı yaptım diye benimle övünmüşlerdi.
Allah'tan okul bitti :D
Bir de dershaneye falan da gitmedim. Tekrar falan da yok yani.
En azından orada hiçbir şey yapmasan da hocaların anlattıkları tekrar hafızana giriyor.
Tabi böyle diyorum da bu sene kazanmazsam dershaneye gidecek miyim.
Valla hiç düşünmüyorum. Zorla test çözdürüyorlar , etüt falan. Aman kalsın :D
Seneyenin planını da yaptığıma göre artık gidebilirimm.
Hadi çüs.
Ben bu sefer gerçekten hiç ama hiç çalışmadım.
Şu anda bir Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi sorusu sorsanız bilmem.
Bir de hocalarım okulda alanlardaki en yüksek puanı yaptım diye benimle övünmüşlerdi.
Allah'tan okul bitti :D
Bir de dershaneye falan da gitmedim. Tekrar falan da yok yani.
En azından orada hiçbir şey yapmasan da hocaların anlattıkları tekrar hafızana giriyor.
Tabi böyle diyorum da bu sene kazanmazsam dershaneye gidecek miyim.
Valla hiç düşünmüyorum. Zorla test çözdürüyorlar , etüt falan. Aman kalsın :D
Seneyenin planını da yaptığıma göre artık gidebilirimm.
Hadi çüs.
13 Haziran 2011 Pazartesi
Kafam rahatladı.
Lise bittiii..
İnsan ilk başta acayip bir boşluğa düşüyor. Kep attıktan hemen sonra amma çok ağladım. Valla insan bir garip oluyor ama. Çünkü dört sene bitmiyor aslında on iki sene bitiyor. E öyle olunca insan haliyle garip oluyor.
Çok garipti o gün.Herkesten hellallik istedim. Zaten hep diyordum ne olursa olsun herkesten isteyeceğim diye. yaptım da içim aşırı rahat o konuda. Ağlarken, hiç ummadığım birine sarılıp ağladım. O da hiç ummadığım şekilde sarıldı. tamam geçti her şey dedi ben sakinleşene kadar da bırakmadı. Konuştuk sonra biraz. Neyse iyi ayrıldık onunla. Tabi son gün hiç ona sarılıp ağlayacağım aklıma gelmezdi. hele onun bana öyle karşılık vereceği..
Gece evinde kaldığım kız arkadşımla birlikte dışarıda , kimsenin olmadığı sokaklarda kaç tane sigara içtiğimizi sayamadım bile. İlk değildi ama o da rahatlattı. İyi geldi yani.
Şimdi ne olacak? Şu aralar evdeyim. En azından sınav bitene kadar. Sonra yaparım bir şeyler. Ramazan 'da İznik'e gideceğim . Canım isterse ondan önce de İstanbul'a giderim. Ya da hiçbir yere gitmem belli olmaz.
Tabi daha sınav vaar.. Çalışmadığım için gayet boş bir kafatla gireceğim sınava. İznik'ten geldikten sonra kış boyunca çalışırım artık. Dershaneye gidip gitmeme konusunda kararsızım hala. Hiç istemiyorum aslında ama bakalım.. Ygs'ye bir buçuk ay çalışıp o kadar puan yapabiliyorsam, Bir kış boyunca çalışıp istediğim yere rahatlıkla yerleşirim kendime güveniyorum ama aynı tempoda çalışmam lazım .. Ama dershane'ye gerçekten gitmek istemiyorum. Gitmem belki o yüzden belli olmaz. Diyorum ya canım nasıl isterse..
Öf Cuma günü yine gideceğim okula. Yeter bee. Onu da istemiyorum ama işte.
Kafam çok rahatladı ama blog gerçekten. Gerçi o iki günün yorgunluğu daha yeni attım ( yemek, mezuniyet) ama attım sonuçta.
Yemek dedim de. Oda çok güzel geçti. Sınıf hocamızla karşılıklı oynadık falan. Bütün gece oynadık, dans ettik zaten.
Oh bee. Bitti yani. Resmen bitti. Bir sene sonra da Allah izin verirse bu kız kaçar zaten.
Hadi şimdilik hoşça kal blog. Gene gelirim ben bir ara.
İnsan ilk başta acayip bir boşluğa düşüyor. Kep attıktan hemen sonra amma çok ağladım. Valla insan bir garip oluyor ama. Çünkü dört sene bitmiyor aslında on iki sene bitiyor. E öyle olunca insan haliyle garip oluyor.
Çok garipti o gün.Herkesten hellallik istedim. Zaten hep diyordum ne olursa olsun herkesten isteyeceğim diye. yaptım da içim aşırı rahat o konuda. Ağlarken, hiç ummadığım birine sarılıp ağladım. O da hiç ummadığım şekilde sarıldı. tamam geçti her şey dedi ben sakinleşene kadar da bırakmadı. Konuştuk sonra biraz. Neyse iyi ayrıldık onunla. Tabi son gün hiç ona sarılıp ağlayacağım aklıma gelmezdi. hele onun bana öyle karşılık vereceği..
Gece evinde kaldığım kız arkadşımla birlikte dışarıda , kimsenin olmadığı sokaklarda kaç tane sigara içtiğimizi sayamadım bile. İlk değildi ama o da rahatlattı. İyi geldi yani.
Şimdi ne olacak? Şu aralar evdeyim. En azından sınav bitene kadar. Sonra yaparım bir şeyler. Ramazan 'da İznik'e gideceğim . Canım isterse ondan önce de İstanbul'a giderim. Ya da hiçbir yere gitmem belli olmaz.
Tabi daha sınav vaar.. Çalışmadığım için gayet boş bir kafatla gireceğim sınava. İznik'ten geldikten sonra kış boyunca çalışırım artık. Dershaneye gidip gitmeme konusunda kararsızım hala. Hiç istemiyorum aslında ama bakalım.. Ygs'ye bir buçuk ay çalışıp o kadar puan yapabiliyorsam, Bir kış boyunca çalışıp istediğim yere rahatlıkla yerleşirim kendime güveniyorum ama aynı tempoda çalışmam lazım .. Ama dershane'ye gerçekten gitmek istemiyorum. Gitmem belki o yüzden belli olmaz. Diyorum ya canım nasıl isterse..
Öf Cuma günü yine gideceğim okula. Yeter bee. Onu da istemiyorum ama işte.
Kafam çok rahatladı ama blog gerçekten. Gerçi o iki günün yorgunluğu daha yeni attım ( yemek, mezuniyet) ama attım sonuçta.
Yemek dedim de. Oda çok güzel geçti. Sınıf hocamızla karşılıklı oynadık falan. Bütün gece oynadık, dans ettik zaten.
Oh bee. Bitti yani. Resmen bitti. Bir sene sonra da Allah izin verirse bu kız kaçar zaten.
Hadi şimdilik hoşça kal blog. Gene gelirim ben bir ara.
Oha kaç saat uyuduğumu kestiremedim.
Hayatımın yarısı uyumakla geçiyor lan.
Hayatımın yarısı uyumakla geçiyor lan.
12 Haziran 2011 Pazar
8 Haziran 2011 Çarşamba
Son.
Yemekti, mezuniyetti geçiyor bu hafta ve okul bitiyor !
Okulun bitmesine hem üzülüyorum( ne olursa olsun anılarımız, hatıralarımız var ) hem de zil takıp oynamak geliyor içimden.
Yorgunum çünkü. Derslerden, sınavlardan , olaylardan bıktım. Birileri için haksız olmaktan birileri için haklı olmaktan..
İnsanlar sadece kendilerinin bir şeylere kırıldığını zannediyorlar hep. Bir tek kendileri küçük ayrıntılara takılıyorlar.
Aslında benim de çok kırılmışlıklarım var. Çok üstünü kapatıp "aman be boş ver son anlarda değmez " dediğim noktalar var. Çünkü gerçekten değmez. Ne olursa olsun son anda kimsenin kalbini kırmam, kıramam da zaten. Sonra yine ben pişman olurum. O yüzden bırakıyorum dursunlar kenarlarda, umarım bir gün hepsi toplanıp karşıma çıkmazlar.
Kişisel yaşadığım durumlarda bile başkaları çıkıp karşıma hiddetle yargıladı mesela.Bilmedikleri çok fazla şey olmasına rağmen. Yine de bir şey demedim. Anlatsam belki de herkes hak verecek ama diyorum ya son anda böyle şeylere kalkışmaya gerek yok. Çünkü bir şey öğrendim. İnsanlar için haklı birisi vardır. Siz ne söylerseniz söyleyin o haklıdır. Aslında belki ben de de suç var. Anlatmam gerekirdi bazı şeyleri. Kendimi haklı çıkarmak için değil, herkes her şeyi bilsin diye.
Dedim ya kırdım belki insanları, incittim ama ben de kırıldım.
Her neyse öyle ya da böyle bitiyor bu okul. Umarım herkes istediği yerlere girer okul, iş olarak.
Ve inşallah gelip buraya 4 senelik (hadi kaldım diyelim) 5 senelik üniversite hayatımda olanları anlatacağım bir yazı da yazarım.
(tabi önce üniversiteyi kazanmam lazım :) )
Okulun bitmesine hem üzülüyorum( ne olursa olsun anılarımız, hatıralarımız var ) hem de zil takıp oynamak geliyor içimden.
Yorgunum çünkü. Derslerden, sınavlardan , olaylardan bıktım. Birileri için haksız olmaktan birileri için haklı olmaktan..
İnsanlar sadece kendilerinin bir şeylere kırıldığını zannediyorlar hep. Bir tek kendileri küçük ayrıntılara takılıyorlar.
Aslında benim de çok kırılmışlıklarım var. Çok üstünü kapatıp "aman be boş ver son anlarda değmez " dediğim noktalar var. Çünkü gerçekten değmez. Ne olursa olsun son anda kimsenin kalbini kırmam, kıramam da zaten. Sonra yine ben pişman olurum. O yüzden bırakıyorum dursunlar kenarlarda, umarım bir gün hepsi toplanıp karşıma çıkmazlar.
Kişisel yaşadığım durumlarda bile başkaları çıkıp karşıma hiddetle yargıladı mesela.Bilmedikleri çok fazla şey olmasına rağmen. Yine de bir şey demedim. Anlatsam belki de herkes hak verecek ama diyorum ya son anda böyle şeylere kalkışmaya gerek yok. Çünkü bir şey öğrendim. İnsanlar için haklı birisi vardır. Siz ne söylerseniz söyleyin o haklıdır. Aslında belki ben de de suç var. Anlatmam gerekirdi bazı şeyleri. Kendimi haklı çıkarmak için değil, herkes her şeyi bilsin diye.
Dedim ya kırdım belki insanları, incittim ama ben de kırıldım.
Her neyse öyle ya da böyle bitiyor bu okul. Umarım herkes istediği yerlere girer okul, iş olarak.
Ve inşallah gelip buraya 4 senelik (hadi kaldım diyelim) 5 senelik üniversite hayatımda olanları anlatacağım bir yazı da yazarım.
(tabi önce üniversiteyi kazanmam lazım :) )
6 Haziran 2011 Pazartesi
Ne olursa olsun abi edebiyatçımıza bildiğin hayranım.
3 Haziran 2011 Cuma
Hayat değişir.
12 Mart mıı !!
Bugün 3 Haziran.
Ne kadar uzun zaman olmuş buralara uğramayalıı.
Ne oldu da uğramadım ? Bir tumblr açtım oraya bir, iki kelime yazıyordum o yüzden burayı ihmal ettim.
Affet blog.
Senin yerin ayrı biliyorum.. Zaten senin gibi de olmadı o.. Her neyse..
Neler oldu bu süreçte?
Ohoo neler olmadı ki.. Hangisinden başlayayım..
YGS'ye girdik. Güzel geçti. Puanım da düşük değil ama LYS'ye hiç mi hiç çalışmadığım için bu sene burdayım yine blog. İçin rahat olsuun.
Neler yaşadım 3 ayda be.
Tartışmalar, kavgalar..
İnsanlarla küstüm, insanlarla barıştım..
Ne olaylar oldu ne olaylar..
Her iki taraf da haklıydık bir yandan her iki taraf da haksız..
Üzüldüm,ağladımm..
Sonra kendime geldim.
Başka türlü şeyler de oldu.
Kendi içimde kavga ettik hep bu sırada.
Can acısı neymiş anladım. Uyurken nefes alamamak , nefes alırken sanki veremeyecekmiş gibi olmak neymiş öğrendim.
Yaşadığım her günden bir ders çıkardım. Her gün ders verdim.
Çok şey oldu be blog.
Bu arada lise de bitti tabi. Okul defteri kapandı. (üniversiteye gidene kadar tabi)
Yakında mezuniyet törenimiz var.
Sanki su gibi geçti 4 sene..
4 sene be!
Nereye gittin zaman ??
Bu senenin başında okuldan ayrılacağım için deli gibi üzülüyordum ama şu anda okuldan nefret eder duruma geldim. Hep diyordum üzülmesem diye. Al üzülmüyorum!
Unutmam gerekenleri unuttum bunlarla uğraşırken.
A bu arada bir aralar en yakın arkadaşım olan bir kız eski sevgilimle çıktı.
Ona da canım yandı. Ama o çok uzun sürmedi.
Güldüm hep sonra onu görünce.
O da geçti.
Yine olgunlaştım. Dedim ya her gün yeni bir şey öğrendim.
Şimdi genelde derdim mezuniyette hangi elbisenin altına hangi ayakkabıyı giysem falan.. Çok önemli şeyler değil.
Çünkü çok fazla bir şeyi umursamıyorum artık.. Umursayamıyorum yani..
Bir yerden sonra insanın kafası kaldırmıyor biliyor musun..
Ama bu sene bu okul dönemi çok boktandı.
Hadi bitsin artık.
Ben de geleyim buraya habire yazı yazayım artık işte.
Gidemiyorum ya nasıl olsa.
Ama ihmal etmem seni artık blog.
Bekle beni yine geleceğim.
Bugün 3 Haziran.
Ne kadar uzun zaman olmuş buralara uğramayalıı.
Ne oldu da uğramadım ? Bir tumblr açtım oraya bir, iki kelime yazıyordum o yüzden burayı ihmal ettim.
Affet blog.
Senin yerin ayrı biliyorum.. Zaten senin gibi de olmadı o.. Her neyse..
Neler oldu bu süreçte?
Ohoo neler olmadı ki.. Hangisinden başlayayım..
YGS'ye girdik. Güzel geçti. Puanım da düşük değil ama LYS'ye hiç mi hiç çalışmadığım için bu sene burdayım yine blog. İçin rahat olsuun.
Neler yaşadım 3 ayda be.
Tartışmalar, kavgalar..
İnsanlarla küstüm, insanlarla barıştım..
Ne olaylar oldu ne olaylar..
Her iki taraf da haklıydık bir yandan her iki taraf da haksız..
Üzüldüm,ağladımm..
Sonra kendime geldim.
Başka türlü şeyler de oldu.
Kendi içimde kavga ettik hep bu sırada.
Can acısı neymiş anladım. Uyurken nefes alamamak , nefes alırken sanki veremeyecekmiş gibi olmak neymiş öğrendim.
Yaşadığım her günden bir ders çıkardım. Her gün ders verdim.
Çok şey oldu be blog.
Bu arada lise de bitti tabi. Okul defteri kapandı. (üniversiteye gidene kadar tabi)
Yakında mezuniyet törenimiz var.
Sanki su gibi geçti 4 sene..
4 sene be!
Nereye gittin zaman ??
Bu senenin başında okuldan ayrılacağım için deli gibi üzülüyordum ama şu anda okuldan nefret eder duruma geldim. Hep diyordum üzülmesem diye. Al üzülmüyorum!
Unutmam gerekenleri unuttum bunlarla uğraşırken.
A bu arada bir aralar en yakın arkadaşım olan bir kız eski sevgilimle çıktı.
Ona da canım yandı. Ama o çok uzun sürmedi.
Güldüm hep sonra onu görünce.
O da geçti.
Yine olgunlaştım. Dedim ya her gün yeni bir şey öğrendim.
Şimdi genelde derdim mezuniyette hangi elbisenin altına hangi ayakkabıyı giysem falan.. Çok önemli şeyler değil.
Çünkü çok fazla bir şeyi umursamıyorum artık.. Umursayamıyorum yani..
Bir yerden sonra insanın kafası kaldırmıyor biliyor musun..
Ama bu sene bu okul dönemi çok boktandı.
Hadi bitsin artık.
Ben de geleyim buraya habire yazı yazayım artık işte.
Gidemiyorum ya nasıl olsa.
Ama ihmal etmem seni artık blog.
Bekle beni yine geleceğim.
12 Mart 2011 Cumartesi
Emre Aydın'ı ve şarkılarını çok seviyorum.
Ama artık her yerde duymaktan öğk geldi.
Yeter lan.
Ama artık her yerde duymaktan öğk geldi.
Yeter lan.
8 Mart 2011 Salı
Bilinmezlik..
Antremizdeki kitaplık gibi dengesiz duruyorum bazen.
Her an düşecekmişim gibi.
Onun içinde bir sürü kitap var, benim kafamda bir sürü kelime.. Benziyoruz sanki ?
Kapağındaki bir fotoğrafa ilişiyor gözüm sonra.
Ben küçüğüm daha ama fotoğraf büyümüş.
Üç sene geçmiş üzerinden.
Çözemiyorum bazen bu tezatlığı.
Yaşımın büyüdüğünün farkına varmıyor muyum ben ?
Evde yürüyorum sonra.
İnsan evindeki her şeyin yerini ezbere bilir ya.
Ben de her şeyin yerini ezbere biliyorum.
Ama bazen annemin yaptığı değişiklikleri farkedemiyorum. Neden ?
Üzerimde t-shirt var.
Ben temizim ! Ama o eski.
Eskimiş ben farketmeden çok severdim ben onu oysa.
Neyse çıkarmıyorum da zaten.
Bir eksiklik var üzerimde.
Elimi uzattığımda tutacakmışım gibi ama uzatmıyorum.
O eksiklik .. Ne bilmiyorum ki.
Camdan bakıyorum sonra hava kararmış. Kar yağıyor arada.
Düşünüyorum sonra..
Bu manzarayı ne kadar daha seyredebileceğim..
Başka nerede karın yağışını izleyebileceğim..
Ben daha küçüğüm, ama bu şehir çok yaşlı.
Her an düşecekmişim gibi.
Onun içinde bir sürü kitap var, benim kafamda bir sürü kelime.. Benziyoruz sanki ?
Kapağındaki bir fotoğrafa ilişiyor gözüm sonra.
Ben küçüğüm daha ama fotoğraf büyümüş.
Üç sene geçmiş üzerinden.
Çözemiyorum bazen bu tezatlığı.
Yaşımın büyüdüğünün farkına varmıyor muyum ben ?
Evde yürüyorum sonra.
İnsan evindeki her şeyin yerini ezbere bilir ya.
Ben de her şeyin yerini ezbere biliyorum.
Ama bazen annemin yaptığı değişiklikleri farkedemiyorum. Neden ?
Üzerimde t-shirt var.
Ben temizim ! Ama o eski.
Eskimiş ben farketmeden çok severdim ben onu oysa.
Neyse çıkarmıyorum da zaten.
Bir eksiklik var üzerimde.
Elimi uzattığımda tutacakmışım gibi ama uzatmıyorum.
O eksiklik .. Ne bilmiyorum ki.
Camdan bakıyorum sonra hava kararmış. Kar yağıyor arada.
Düşünüyorum sonra..
Bu manzarayı ne kadar daha seyredebileceğim..
Başka nerede karın yağışını izleyebileceğim..
Ben daha küçüğüm, ama bu şehir çok yaşlı.
6 Mart 2011 Pazar
hayat tuaf nokta
Yarın yine okuul vaaaarr.
Hey Allah'ım ya.
Birde resim var. Son sene resim dersi deyince cinlerim tepeme çıkıyor.
Bu ara hiç inmiyorlar gerçi !!
Yapmam gereken yıllık ödevim var. Günlük yazıyorum. Ulan ne yazacağım ben bu günlüğe burayı her şeyi yazıyorum zaten ona fırsat kalmıyor. Tek sayfasına blog adresimi yazıp versem hocaya olmaz mı ki ya.
Bu arada ben buralarda yokken bir blog kapanma davaları olmuş. Hayırdır yahu ? Noluyoruz ? Dokunmadığınız bir bloglarımız kalmıştı. Sanki kapattık demeyle de kapanıyor ya. Dns ayarlarını değiştirip yine gireceğiz ne yani. Bunlar anca beyinlerini kapatırlar. Onun da bir ayarları vardır zaten. Çok sinirlendim !
Okul bu hafta son be. Ne güzel. Yani son sınıfız ya biz ondan. İzin alacağız YGS için. Bir halt olacak sanki de.
Böyle mutlu mutlu yazdığıma bakmayın. Sinir sistemime virüs kaçtı. Çökertti bütün sistemlerimi şerefsiz. Hep bu sınav yüzünden !
Başım bedenime ağır geliyor. Annemle markete gittiğimizde çok ağır bir şeyi yüklenince böyle oluyordu hep. Başım aşağıya eğiliyor gibi oluyordu. Şimdi de öyle bir durum var ama elimde bir şey yok. Hayat tuaf.
Şimdi gidip çok önemli bir şey yapacağım. Duş alacağım. Bakmayın öyle benim için en zor işlerden birisi. Çok pis üşeniyorum valla. Önemli işlerim de var yarın. Sabah 7.30'da kalkıp, minibüse binip okula gideceğim. Sonra gelip ders çalışacağım. Sonraki günler de öyle. Hayat ne güzel dimi ! Demeyi çok isterdim ama bu ara çok boktan.
Neyse bana iyi bayramlar.
Hey Allah'ım ya.
Birde resim var. Son sene resim dersi deyince cinlerim tepeme çıkıyor.
Bu ara hiç inmiyorlar gerçi !!
Yapmam gereken yıllık ödevim var. Günlük yazıyorum. Ulan ne yazacağım ben bu günlüğe burayı her şeyi yazıyorum zaten ona fırsat kalmıyor. Tek sayfasına blog adresimi yazıp versem hocaya olmaz mı ki ya.
Bu arada ben buralarda yokken bir blog kapanma davaları olmuş. Hayırdır yahu ? Noluyoruz ? Dokunmadığınız bir bloglarımız kalmıştı. Sanki kapattık demeyle de kapanıyor ya. Dns ayarlarını değiştirip yine gireceğiz ne yani. Bunlar anca beyinlerini kapatırlar. Onun da bir ayarları vardır zaten. Çok sinirlendim !
Okul bu hafta son be. Ne güzel. Yani son sınıfız ya biz ondan. İzin alacağız YGS için. Bir halt olacak sanki de.
Böyle mutlu mutlu yazdığıma bakmayın. Sinir sistemime virüs kaçtı. Çökertti bütün sistemlerimi şerefsiz. Hep bu sınav yüzünden !
Başım bedenime ağır geliyor. Annemle markete gittiğimizde çok ağır bir şeyi yüklenince böyle oluyordu hep. Başım aşağıya eğiliyor gibi oluyordu. Şimdi de öyle bir durum var ama elimde bir şey yok. Hayat tuaf.
Şimdi gidip çok önemli bir şey yapacağım. Duş alacağım. Bakmayın öyle benim için en zor işlerden birisi. Çok pis üşeniyorum valla. Önemli işlerim de var yarın. Sabah 7.30'da kalkıp, minibüse binip okula gideceğim. Sonra gelip ders çalışacağım. Sonraki günler de öyle. Hayat ne güzel dimi ! Demeyi çok isterdim ama bu ara çok boktan.
Neyse bana iyi bayramlar.
4 Mart 2011 Cuma
Karışık zamanlar, karışık insanlar..
Sürekli ders çalışmaya çalışıyorum . Bazen bırakıyorum yine ama .. İçim dışım tarih oldu beynime sıçıldı resmen. Artık bulunduğum şehirde kalmak istemiyorum. Diğer blogda bahsettiğim çok iyi arkadaşım dediğim arkadaşlarımla aram açık. Bazen suçluyum, bazen suçsuzum. Bildiğim tek şey etrafımdakileri yavaş yavaş kaybediyorum. Üzülüyorum. Dört senelik canım ciğerim dediğim arkadaşlarımla aram açılıyor .. Bizim yanımızda konuşmalarına dikkat etmediği için birileri tarafından uyarılıyor ama o bize darılıyor , küsüyor.. Hayallerimin gerçekleşeceğinden emin değilim artık.. Çünkü hayallerimin içindeki yan kahramanlar sürekli azalıyorlar.. Canım sıkılıyor bu duruma ama elimden bir şey gelmiyor.. Benimle konuşmayan insanlarla gidip konuşmayı yediremiyorum kendime.. Çok salaklıklar yaptım şimdiye kadar.. Ama hiçbir zaman hiç kimseyi kaybetmemiştim. Hep alttan almışım o zamanlar.. Şimdi alamıyorum.. Sınırlarıma ulaştım sanırım artık. O yüzden durup bazen düşünüyorum o zaman mı yapmıştım salaklığı şimdi mi yapıyorum diye.. Artık eminim ki lise dönemi bittikten sonra yanımda en fazla iki kişi olacak.. Belki üzüleceğim yaptıklarıma çok pişman olacağım, belki çok ağlayacağım.. Ama diyorum ayaklarına gitmek gelmiyor artık işime.. Büyüyorum, her gün biraz daha gerçeklerin farkına varıyorum.. Büyüdükçe kötüleşiyorum sanki.. Herkes hakkında iyi ya da kötü bir fikrim var ama bu ara insanların hep kötü yönlerini görüyorum.. Korkuyorum. Böyle gitmemeli diyorum , böyle bitmemeli ama bitiyor işte.. Farkettiğim başka bir şey de artık canım yanmıyor.. Bağışıklık yaptı sanırım.. Sürekli gülüyorum hiç durmadan hiç gülünmeyecek şeylere kahkaha atıyorum.. Etrafımdakiler büyük ihtimalle "şuna bak nasıl pişkin" diyorlardır.. Doğru söylüyorlar.. Ama aslıdan en çok konuşmamak için gülüyorum.. Her konuştuğumda dibe batıyorum çünkü , birilerini acıtıyorum.. Evet sanırım kötüyüm ben de artık. Kaybetmekten deli gibi korktuğum sadece iki kişi var.. Onları kaybedersem deli gibi üzülürüm... Diğerleriyle ilgili bir şey hissetmiyorum artık. Hissedemiyorum yani.. Bu aralar canım çok yanıyor.. Dersler yüzünden kardeşimle de konuşamıyorum.. O kadar strese girdim ki.. Son bir ay içinde sınava hazırlanmaya başlayınca böyle oluyor demek ki .. Bazen sinirimi derslerden çıkarıyorum sanki. Durmadan çalışıyorum ..Hiçbir şey düşünmemek ister gibi sürekli.. Sonra kazanamayacağım diyerek oturup ağlıyorum. Ertesi gün sabah okul için kalktığımda yine her şey aynı oluyor.. Ama dedim ya yine de gülüyorum.. Neden güldüğüm meçhul.. Belki de delirmenin ilk adımları bunlar..
Bu arada cevap veremediğim mimler için çok özür diliyorum inanın hiç vaktim yok . Şu andaki tek boş vaktimi de içimi dökmek için kullandım .
Bu arada cevap veremediğim mimler için çok özür diliyorum inanın hiç vaktim yok . Şu andaki tek boş vaktimi de içimi dökmek için kullandım .
14 Şubat 2011 Pazartesi
Emin olun sevgililer gününde yanınızda hiç kimsenin olmaması, yanınızda ama aslında hiç de sizinle olmayan birisinin olmasından çok daha iyidir.
13 Şubat 2011 Pazar
gece.
Saat 02.10.
Facebook'ta bir çevrimiçi oluyorum bir çevrimdışı. Birini bekliyormuşum gibi ama beklemiyorum.
Pazartesi günü yine erken kalkmaya başlayacağım üzülüyorum.
Annem bir grip oldu o nasıl bir grip. Yemeği bile ben yapıyorum ama hala zehirlenmediler.
Arada ders çalışacakmış gibi oluyorum ama sonra direkten dönüyorum. Ama seneye kazanacağım istediğim yeri görürsünüz.
Kuzenimi çok özledim.
Bir de yıkanınca saçlarım çok kabarık oluyor sinir oluyorum.
Şimdilik bu kadar.
Saat 02.13 olmuş . Bu kadarcık şeyi üç dakikada mı yazdım be !
Facebook'ta bir çevrimiçi oluyorum bir çevrimdışı. Birini bekliyormuşum gibi ama beklemiyorum.
Pazartesi günü yine erken kalkmaya başlayacağım üzülüyorum.
Annem bir grip oldu o nasıl bir grip. Yemeği bile ben yapıyorum ama hala zehirlenmediler.
Arada ders çalışacakmış gibi oluyorum ama sonra direkten dönüyorum. Ama seneye kazanacağım istediğim yeri görürsünüz.
Kuzenimi çok özledim.
Bir de yıkanınca saçlarım çok kabarık oluyor sinir oluyorum.
Şimdilik bu kadar.
Saat 02.13 olmuş . Bu kadarcık şeyi üç dakikada mı yazdım be !
9 Şubat 2011 Çarşamba
Mimcik.
Sevgili deep beni mimlemiş. Önce teşekkür ediyorum :)
Mimimizin konusu çok eğlenceli, ben çok sevdim şahsen.
Konumuz; Hangi çizgi film kahramanı olmak isterdiniz?
Resimde de gördüğünüz gibi ben Tweety olmak isterdim. Onun Slyvester'dan kaçışı, maceracı ruhu falan.. Küçükkken onu izlediğimde hep be kaçıyormuşum gibi hissederdim. Görünüşünü de çok sevdiğim için onun gibi olmak isterdim.
Şu anda bu mimi okuyan herkes mimlenmiştir efendim. Kolay gelsinn (:
Mimimizin konusu çok eğlenceli, ben çok sevdim şahsen.
Konumuz; Hangi çizgi film kahramanı olmak isterdiniz?
Resimde de gördüğünüz gibi ben Tweety olmak isterdim. Onun Slyvester'dan kaçışı, maceracı ruhu falan.. Küçükkken onu izlediğimde hep be kaçıyormuşum gibi hissederdim. Görünüşünü de çok sevdiğim için onun gibi olmak isterdim.
Şu anda bu mimi okuyan herkes mimlenmiştir efendim. Kolay gelsinn (:
7 Şubat 2011 Pazartesi
Biraz da benden bahsedeyim.
Şu ana kadar diğer blogumda da bu blogumda da sürekli yazıyorum ama kendimi hiç anlatmadım. Hem kendimi tanımak , hem de size azıcık da olsa tanıtmak için anlatabildiğim kadar anlatacağım.
Ben çok kendiyle çelişen bir insanım . Bir gün önce savunduğum düşünceyi ikinci gün savunmayabilirim. Bir insanın bir gün bütün iyi özelliklerini görürken diğer gün olumsuz özelliklerini görebilirim.
Bana sürekli trip yapan insanlarla hayatta uğraşmam. Ben suçluysam özür dilerim, kısa bir süre barışmaya çalışırım. Ama barışmazsa kendi bilir. Uğraşmam.
Çok çabuk affederim. Ne olursa olsun, ne kadar kırılsam kırayım çabuk affederim. Ama affetmem için o insanı seviyor olmam lazım . Tabi ki affettiğim şeyleri asla unutmam.
Çok çabuk sinirlenmem. Hatta benim sinirli olduğumu gören insan çok azdır. Ama sinirlenince de tam sinirlenirim.
Sevdiklerimi korurum, laf söyletmem.
Etrafımdaki herkesi severim. Gerçekten. Ama bazıları ayrıdır. Onları daha bir çok severim. Bir insana bir kere sinir olmaya başladıysam ne yaparsa yapsın batar bana.
Hayatımda sildiğim bir insanla bir daha asla konuşmam gibi büyük konuşmam. Çünkü; konuşabilirim.
Çok karamsar insanlardan genelde uzak durmaya çalışırım. Çünkü; yanımızdaki insanın bizi çok etkilediğini biliyorum. Ama ben yeri gelir karamsar olmam mı ?Alasını olurum. Ama gidip kimsenin içini karartacak şekilde konuşmam.
Birisi bana “şunu yap” derse yapacağım varsa da artık yapmak istemem. Emir cümlesi gibi gelir o bana.
Çok sıkılganım. Sürekli aynı şeyleri yapmayı sevmiyorum. Bir yerden sonra insan değişiklik istiyor.
Bazen kafama taktığım çok şey olur. Bazen de Dünya yansa umurumda olmaz. Genelde ikinci kısmı daha çok yaşıyorum ama bazen birinci cümlede de çok takıldığım oluyor.
Elinde fırsatı varken okumadan evlilik hayali kuran kızlara acayip kıl oluyorum.
Bir insanın cahilliğini kınamam. Ama kendini geliştirebilecek fırsatı varsa ve geliştirmiyorsa o zaman düşüncem değişebilir. Çünkü bu cahilliği sevmektir.
İnsanların konuşmasından çok çabuk etkilenirim. Birisi birinin hakkında bir şey söylediğinde direk sorgularım. Ama sonuçta düşünür,kendi kararımı veririm.
Şu ana kadar bir kere aşık oldum. Çok sevdim ama hiçbir zaman “geri dön” demedim. Beni tanıyan deli gibi sevsem de geri dön demeyeceğimi bilir çünkü. Hiçbir zaman da demem diyor muyum ? Demiyorum. Hayat bu belli olmaz.
Sevdiğim insanları gerçekten çok severim. Bazen bir insanı 10 dakikada severim. Bazen çok zamanımı alır. Bir kere sevmediğim insanı bir daha sevmem diye de bir şey demiyorum. Çünkü ; Sevebilirim :)
Eğlenmeyi çok severim. Birisi eğlence var dese koşa koşa giderim. Sevdiğim insanlarla olunca daha bir hızlı koşarım.
Çok küçük şeyleri kafama takmam.
Yaşadığı bir olayı hayatının dramı gibi gösterenlere de ayrıca kıl olurum.
Allah korusun, ailemden, sevdiklerimden kimseyi kaybetmediğim sürece ya da Allah amansız bir hastalık vermediği sürece hayatımın en büyük acısı gibi bakmam olaya. Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır. Sevgiliden ayrılma falan. Tamam insanı çok yıpratır, çok üzer ama kesinlikle hayatın sonu değildir.
Hayatta beni için en önemli insanlar ailem ve kardeşim yerime koyduğum arkadaşım. Bunlar dışında da çok sevdiğim arkadaşlarım , dostlarım var tabiî ki ama bunlar farklı işte :)
Aslında bakmayın siz ona sinir olurum buna sinir olurum dediğime. Sinir olurum evet ama yine de insanların çoğunu severim :)
Ben de böyleyim :)
Ben çok kendiyle çelişen bir insanım . Bir gün önce savunduğum düşünceyi ikinci gün savunmayabilirim. Bir insanın bir gün bütün iyi özelliklerini görürken diğer gün olumsuz özelliklerini görebilirim.
Bana sürekli trip yapan insanlarla hayatta uğraşmam. Ben suçluysam özür dilerim, kısa bir süre barışmaya çalışırım. Ama barışmazsa kendi bilir. Uğraşmam.
Çok çabuk affederim. Ne olursa olsun, ne kadar kırılsam kırayım çabuk affederim. Ama affetmem için o insanı seviyor olmam lazım . Tabi ki affettiğim şeyleri asla unutmam.
Çok çabuk sinirlenmem. Hatta benim sinirli olduğumu gören insan çok azdır. Ama sinirlenince de tam sinirlenirim.
Sevdiklerimi korurum, laf söyletmem.
Etrafımdaki herkesi severim. Gerçekten. Ama bazıları ayrıdır. Onları daha bir çok severim. Bir insana bir kere sinir olmaya başladıysam ne yaparsa yapsın batar bana.
Hayatımda sildiğim bir insanla bir daha asla konuşmam gibi büyük konuşmam. Çünkü; konuşabilirim.
Çok karamsar insanlardan genelde uzak durmaya çalışırım. Çünkü; yanımızdaki insanın bizi çok etkilediğini biliyorum. Ama ben yeri gelir karamsar olmam mı ?Alasını olurum. Ama gidip kimsenin içini karartacak şekilde konuşmam.
Birisi bana “şunu yap” derse yapacağım varsa da artık yapmak istemem. Emir cümlesi gibi gelir o bana.
Çok sıkılganım. Sürekli aynı şeyleri yapmayı sevmiyorum. Bir yerden sonra insan değişiklik istiyor.
Bazen kafama taktığım çok şey olur. Bazen de Dünya yansa umurumda olmaz. Genelde ikinci kısmı daha çok yaşıyorum ama bazen birinci cümlede de çok takıldığım oluyor.
Elinde fırsatı varken okumadan evlilik hayali kuran kızlara acayip kıl oluyorum.
Bir insanın cahilliğini kınamam. Ama kendini geliştirebilecek fırsatı varsa ve geliştirmiyorsa o zaman düşüncem değişebilir. Çünkü bu cahilliği sevmektir.
İnsanların konuşmasından çok çabuk etkilenirim. Birisi birinin hakkında bir şey söylediğinde direk sorgularım. Ama sonuçta düşünür,kendi kararımı veririm.
Şu ana kadar bir kere aşık oldum. Çok sevdim ama hiçbir zaman “geri dön” demedim. Beni tanıyan deli gibi sevsem de geri dön demeyeceğimi bilir çünkü. Hiçbir zaman da demem diyor muyum ? Demiyorum. Hayat bu belli olmaz.
Sevdiğim insanları gerçekten çok severim. Bazen bir insanı 10 dakikada severim. Bazen çok zamanımı alır. Bir kere sevmediğim insanı bir daha sevmem diye de bir şey demiyorum. Çünkü ; Sevebilirim :)
Eğlenmeyi çok severim. Birisi eğlence var dese koşa koşa giderim. Sevdiğim insanlarla olunca daha bir hızlı koşarım.
Çok küçük şeyleri kafama takmam.
Yaşadığı bir olayı hayatının dramı gibi gösterenlere de ayrıca kıl olurum.
Allah korusun, ailemden, sevdiklerimden kimseyi kaybetmediğim sürece ya da Allah amansız bir hastalık vermediği sürece hayatımın en büyük acısı gibi bakmam olaya. Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır. Sevgiliden ayrılma falan. Tamam insanı çok yıpratır, çok üzer ama kesinlikle hayatın sonu değildir.
Hayatta beni için en önemli insanlar ailem ve kardeşim yerime koyduğum arkadaşım. Bunlar dışında da çok sevdiğim arkadaşlarım , dostlarım var tabiî ki ama bunlar farklı işte :)
Aslında bakmayın siz ona sinir olurum buna sinir olurum dediğime. Sinir olurum evet ama yine de insanların çoğunu severim :)
Ben de böyleyim :)
5 Şubat 2011 Cumartesi
Kokulara aşığım ben.
Ve ses'e.
Güzel koku ve güzel bir ses birleşince,unutamam.
Unuttum diye yalan söylerim belki.
Kim dedi ki sana unutmuş diye.
Yalan söylemiş inanma.
Unutmadım ki.
Unutmaya yüz tutmuşken bir film hatırlatır , çıkarır seni.
Koyar yine önüme.
Kokunla sesin birleşince..
İşte birleşince..
Dilim varmıyor devamını söylemeye.
Belki de sana değil bu özlem.
Hissettirdiklerine.
Öyle ya. Belki yine benzer şeyleri hissetsem.
Takılır, giderim birisiyle.
Ama o birisi çıkmadan.
Anla be seni özlüyorum işte.
*Küçük bir öneri: "AŞK TESADÜFLERİ SEVER " filmini mutlaka izlemeye çalışın. Çok farklı şeyler hissettiriyor insana.
Ve ses'e.
Güzel koku ve güzel bir ses birleşince,unutamam.
Unuttum diye yalan söylerim belki.
Kim dedi ki sana unutmuş diye.
Yalan söylemiş inanma.
Unutmadım ki.
Unutmaya yüz tutmuşken bir film hatırlatır , çıkarır seni.
Koyar yine önüme.
Kokunla sesin birleşince..
İşte birleşince..
Dilim varmıyor devamını söylemeye.
Belki de sana değil bu özlem.
Hissettirdiklerine.
Öyle ya. Belki yine benzer şeyleri hissetsem.
Takılır, giderim birisiyle.
Ama o birisi çıkmadan.
Anla be seni özlüyorum işte.
*Küçük bir öneri: "AŞK TESADÜFLERİ SEVER " filmini mutlaka izlemeye çalışın. Çok farklı şeyler hissettiriyor insana.
Sadece birkaç dakika.
*Yoğun kan içeren bir yazıdır.
Mide bulantılarım yüzünden doktora gittim. Aslında ben psikolojik olduğunu gayet iyi biliyordum ama annemi ne yaptıysam inandıramadım. Yoğun istek üzerine ! İyi gidelim hadi dedim gittik. Ay demez olaydım ya. Doktor kan tahlili istedi. İyi dedim. Kan tahlili ne ya ben kaç kere kan tahlili yaptırdım. Dört tane tüp verince gözlerim büyüdü biraz tabi ama korkmam yani normalde tahlilden falan. Neyse gittim tahlil yaptıracağım kısıma. Bir tane stajer kız. Şu ana kadar defalarca kan aldırmama rağmen hiç duymadığım bir şey söyledi. "Damarların çok ince." İyi dedim ne yapalım. Hemşire sonuçta bu işi yapıyor. Kendimi teslim ettim. Sonra kız iğneyi tam dört farklı yere sokup çıkardı. "Damarı bulamadım" dedi. Haydaaa. Neyse sonra buldu. Ama bu seferde kanı alamadı. İğneyi çıkarttı. Kanayan yerden damlayan kanları o tüpe damlatıyor. Utanmasa azıcık kolunu sallar mısın diyecek yani. Damarım şişti . Dedim neden böyle oldu. "Bir şey olmaz , arada patlar öyle ! " Dedi. Ulan top mu patlatıyorsun. Damar be bu. Bastır şöyle düzelir dedi. Tamam dedim kalktım. Annemin yanına gitmemle , gözlerimin bulanıklaşması bir oldu. Yürüyorum ama hani böyle dizilerde bayılacak olan insan bayılmadan önce bir yer gösterirler ya. Her yer bulanık. Önümden geçen biri var görüyorum ama erkek mi, kadın mı, çocuk mu, yaşlı mı çözemiyorum. Birden sıcak bastı. Sonra da üşüdüm. Sonrasını hatırlamıyorum zaten. Bayılmışım. Orada görevli bir doktor gelmiş. Beni o oturak yerleri var ya oraya uzandırmış. Ayaklarımı da havaya dikmiş. Koltuğun tutunma yeri gibi olan yere. Bir şey koklatmış falan. Aslında ben oraları hatırlıyorum ama hatırlamıyorum garip bir şey. En net hatırladığım şey önümü göremiyorum dememdi sanırım. Neyse ki gözümü açtığımda iyiydim. O bulanıklık gitmişti. Neden oldu anlamadım hiç. Damarım şişince çok korktum ondan mıdırrr, tahlil istedikleri için açtım ondan mıdırr anlayamadım. Ama nasıl olduysa . İki dakika sonra falan da dudağımda bir yanma hissettim uçuk çıkmış. Artık vücudun birden ısınıp soğumasından mı yoksa korktum ondan mı anlamadım. Neyse ki hastahanede arkadaşımla karşılaştım. Onunda babası ameliyat olmuş. O sürekli gidip geldi yanıma. Bir de sınıftaki en yakın arkadaşıyla karşılaştım o da yanımızdaydı sürekli. Çünkü annem korktuğu için o anda panik yaptı. Valla hastahanelerden korkar oldum. Şimdi dişimi çektirmem lazım ama çok kanama oluyor yine bayılır mıyım deyip gidemiyorum. Allah kimseye yaşatmasın valla.
He sonuçta ne mi çıktı? Psikolojikmiş.. Ah anne beni dinleyeydin..
Mide bulantılarım yüzünden doktora gittim. Aslında ben psikolojik olduğunu gayet iyi biliyordum ama annemi ne yaptıysam inandıramadım. Yoğun istek üzerine ! İyi gidelim hadi dedim gittik. Ay demez olaydım ya. Doktor kan tahlili istedi. İyi dedim. Kan tahlili ne ya ben kaç kere kan tahlili yaptırdım. Dört tane tüp verince gözlerim büyüdü biraz tabi ama korkmam yani normalde tahlilden falan. Neyse gittim tahlil yaptıracağım kısıma. Bir tane stajer kız. Şu ana kadar defalarca kan aldırmama rağmen hiç duymadığım bir şey söyledi. "Damarların çok ince." İyi dedim ne yapalım. Hemşire sonuçta bu işi yapıyor. Kendimi teslim ettim. Sonra kız iğneyi tam dört farklı yere sokup çıkardı. "Damarı bulamadım" dedi. Haydaaa. Neyse sonra buldu. Ama bu seferde kanı alamadı. İğneyi çıkarttı. Kanayan yerden damlayan kanları o tüpe damlatıyor. Utanmasa azıcık kolunu sallar mısın diyecek yani. Damarım şişti . Dedim neden böyle oldu. "Bir şey olmaz , arada patlar öyle ! " Dedi. Ulan top mu patlatıyorsun. Damar be bu. Bastır şöyle düzelir dedi. Tamam dedim kalktım. Annemin yanına gitmemle , gözlerimin bulanıklaşması bir oldu. Yürüyorum ama hani böyle dizilerde bayılacak olan insan bayılmadan önce bir yer gösterirler ya. Her yer bulanık. Önümden geçen biri var görüyorum ama erkek mi, kadın mı, çocuk mu, yaşlı mı çözemiyorum. Birden sıcak bastı. Sonra da üşüdüm. Sonrasını hatırlamıyorum zaten. Bayılmışım. Orada görevli bir doktor gelmiş. Beni o oturak yerleri var ya oraya uzandırmış. Ayaklarımı da havaya dikmiş. Koltuğun tutunma yeri gibi olan yere. Bir şey koklatmış falan. Aslında ben oraları hatırlıyorum ama hatırlamıyorum garip bir şey. En net hatırladığım şey önümü göremiyorum dememdi sanırım. Neyse ki gözümü açtığımda iyiydim. O bulanıklık gitmişti. Neden oldu anlamadım hiç. Damarım şişince çok korktum ondan mıdırrr, tahlil istedikleri için açtım ondan mıdırr anlayamadım. Ama nasıl olduysa . İki dakika sonra falan da dudağımda bir yanma hissettim uçuk çıkmış. Artık vücudun birden ısınıp soğumasından mı yoksa korktum ondan mı anlamadım. Neyse ki hastahanede arkadaşımla karşılaştım. Onunda babası ameliyat olmuş. O sürekli gidip geldi yanıma. Bir de sınıftaki en yakın arkadaşıyla karşılaştım o da yanımızdaydı sürekli. Çünkü annem korktuğu için o anda panik yaptı. Valla hastahanelerden korkar oldum. Şimdi dişimi çektirmem lazım ama çok kanama oluyor yine bayılır mıyım deyip gidemiyorum. Allah kimseye yaşatmasın valla.
He sonuçta ne mi çıktı? Psikolojikmiş.. Ah anne beni dinleyeydin..
1 Şubat 2011 Salı
Evde mutluyum.
Evden çıkmayışımın tam dördüncü günü. Okul tatile girdiğinden beri evdeyim ve ekmek almaya bile çıkmadım. Ama hiç de canım sıkılmadı. Yattım, kalktım. Televizyon izledim. Bilgisayarın başında oturdum. Dün zaten dediğim gibi bütün gün blogumla uğraştım. Bütün gün evde oturmamın tek bir olumsuz yönü vardı. Üşengeçliğime daha da üşengeçlik kattım. İki gündür duş alma işini erteliyorum. Bir de şu psikolojik mide bulantılarım geçmiyor . Zaten zayıfım bir de bu ara bir şey yiyemiyorum ölüp gideceğim. (yok be benim bünyem güçlüdür bir şeycik olmaz) Dün akşam bir ara sıkıldım ama o sırada da oturup tarih çalışayım dedim. Savaşlar yaptım,antlaşmalar imzaladım ..(sanki ben yaptım savaşları gibi bahsettim ama böyle çalışınca insanın aklında daha çok kalıyor :) ) Şu bir anda gelen çalışma azmim hiç gitmese ne güzel olacak ama yok yok hayatta kalmaz. Gitti bile. Bu arada bana en çok destek olan babam bu sene üniversiteyi kazanayım diye zorlayacak beni neredeyse. Bir de ben beni bu konuda en iyi anlayan babamdır diyordum . Nerdeeee ... !!
Neyse ben yine bildiğimi okumayı devam ettiriyorum zaten . Bloguma da alışmaya başladım gibi. Evimde de çok mutluyum ohh değmeyin keyfimee :)
Neyse ben yine bildiğimi okumayı devam ettiriyorum zaten . Bloguma da alışmaya başladım gibi. Evimde de çok mutluyum ohh değmeyin keyfimee :)
31 Ocak 2011 Pazartesi
~
Yeni blog açmak ne kadar zormuş ya. Ben bir de gidip aynı hesapla blog açınca işler daha bir karıştı tabi. İzleyicilerimin neredeyse yarısına (yaklaşık 100 küsür kişiye falan ) yorum olarak adresimi attım. Bir ara karıştırdım iki kere yazdım. Diğer blogumdaki yazıların hepsini bilgisayara aktardım. Sürekli profil ayarlarımı değiştirmek zorunda kaldım ama güzel oldu. İnşallah bu blog bana uğur getirir. Çevremdeki tanıdıklarımdan kimse okumasın istiyorum bu sefer. Eğer okuyan varsa okumayın ya ayıp valla bakın açık açık söyledim.
Neyse efendim bu yeni adımımda da yanımda olan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. (Düğün davetiyesi gibi oldu.)
Bu arada yaşıtlarım şu anda büyük ihtimal YGS'ye çalışıyorlar. Ben de böyle bütün gün blogumla uğraşayım işte. Ne yapayım ben de böyleyim. Şimdilik gidiyorum, yine geleceğimm (:
Neyse efendim bu yeni adımımda da yanımda olan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. (Düğün davetiyesi gibi oldu.)
Bu arada yaşıtlarım şu anda büyük ihtimal YGS'ye çalışıyorlar. Ben de böyle bütün gün blogumla uğraşayım işte. Ne yapayım ben de böyleyim. Şimdilik gidiyorum, yine geleceğimm (:
30 Ocak 2011 Pazar
Bir "sil baştan" masalının daha başına geldim.
Uzun zamandır o kadar çok yazmak, içimi dökmek istediğim şey var ki. Ama şu "gizlilik" meselesinden rahatsız olduğum için yazamıyordum. Artık rahat rahat yazabileceğim. Yeni bir başlangıç yaptım sayılır. İçimi dökmeye devam edeceğim. Belki burada sadece bir kişi olacak beni izleyen ama ben mutlu olacağım. Çünkü her gün onu nasıl sevdiğimi , nasıl kardeş olduğumuzu anlatacağım.
Özgürüm artık diyeyim kısaca ve mutluyum.
Yeniden tanıştığımıza memnun oldum blog (:
"Hadi değiştirelim her şeyi, devrim olsun bunun ismi.
Başlıklar değişsin... " (:
Özgürüm artık diyeyim kısaca ve mutluyum.
Yeniden tanıştığımıza memnun oldum blog (:
"Hadi değiştirelim her şeyi, devrim olsun bunun ismi.
Başlıklar değişsin... " (:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


