Küçük bir odadayım, küçücük ama ferah.
Duvarlar beyaza boyanmış. Tam beyaz değil ama böyle sakinleştiren bir beyaz.
Camdan dışarı baktığımda yemyeşil her yer. O kadar yeşil ki. Konuşurken sesim kısılıyor sevinçten.
Hani çok mutlu olunca konuşamayız ya bazen.
Pencerenin yanına gidiyorum.
Dışarıdan gelen ışık pencereyi açmaya zorluyor beni.
Açtığım gibi hafif bir rüzgar okşuyor yüzümü.
Öyle bir okşuyor ki sevdiğimin elleri gibi.. Sıcacık, sakince.
İçime giriveriyor sanki.
İçimden rüzgar esiyor şimdi.
Çok güzel bir koku var havada.. O kadar güzel ki..
Her baharın başında bizim sokağın koktuğu gibi.
Karşıdaki mandalina ağaçlarından geliyor der annem hep.
Ama baharda değiliz ki..
Bu koku.. Nereden geliyor?
Nereden geliyorsa geliyor öyle güzel ki..
Pamuk şeker tadı geliyor sonra..
Ağızımda dağılıyor mutluluk..
Bu koku, bu hışırtı, bu dokunuş, bu tat, bu ışık..
Beş duyu organıma işliyor şimdi hayat.
Öyle bir işliyor ki hemde, bütün hücrelerimde hissediyorum hayatı..
Bütün hücrelerimde..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder