29 Ağustos 2012 Çarşamba

Bazı insanlar ne kadar da ;
"Gördüğüne aşık görmediğine bulaşık."

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Kıvırcık erkek krizi. 
Ben girdim.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Küçük bir özet geçmek istedim.

Bu bayramı ben çok  sevdim.
Tam da ya anne anlatma şu eski bayramları ben de bayram sevinci felan yok diye gezerken bayram olduğunu anladımm.
Zaten bir gün önce üniversite sınav sonuçlarıyla bayram benim için başladı.
Gece saat bilmem kaç arkadaşlarımla takılıyoruz telefonuma mesaj geldi " kuzen sınav sonuçları açıklanmış diye" o anda ben bir yandan kuzenimi arayacak telefon arıyorum, (arabadayım çünkü nete giremiyorum ) bir yandan da Abant desin İzzet Baysal desin diye söyleniyorum. Yanımda da ilk okul arkadaşımla sevgilisi halime gülüyorlar. Neyse aradım kuzenimi. Baksana benimkine de dedim. O anda aklımdan bir ton şey geçiyor tabii. Bolu'ya gidiyosun lan dedi. Tamam hadi görüşürüz dedim kapadım kızın yüzüne. Bir an şok geçirdim sanırım sonra tekrar aradım. Ne dedin neee ! diye bağırdım tekrar söyledi. Sonra onunla konuştuk, güldük eğlendik felan. Kapadım telefonu. O dakikadan sonra Allaaahh susmadı telefon. Arkadaşlarım arıyorlar tek tek neresi neresii ! diye. Hepsine söylüyorum hadi hayırlısı olsun, oldu istediğin felan diyolar. Telefonum o gece şey telefonuna döndü ama resmen. Sonra takıldık biraz daha eve geldim. Annemi aramış herkes neresi diye. Bi geldim annem de akrabalarla konuşuyor şurası oldu felan .. Ay dedim ne çok bekleyen varmış benim sonucumu. Gelen mesajları saymıyorum bile. Neyse o konuda bir rahatladım .. Şimdi kayıt işleri var işte. Allah'tan arkadaşım da var Bolu'da rahatım. O' da İzmir'e gidiyor.. Konuştuk ettik baya biraz burkulduk gibi ama toparlandık sonra, hayat :)
Sonra bayramın birinci günü ilk okuldan arkadaşım geldi. O da İzmir'de fen bilgisi okuyor. Oturduk uzun uzuun neler yapılacak felan onları anlattı. İyi dedim bilgilendim oh. Onun birinci senesi bitti tecrübeli sonuçta.
İkinci gün de biz çıktık bayramlaşmaya birkaç yere. Gelirken yine dünkü arkadaşımla karşılaştık, onlara gittik. Yine aynı muhabbetler felan. Gündemimiz de üniversite var anlayacağınız.
Üçüncü gün hiç beklemezken kuzenlerim, ananemler, teyzemler felan geldi. Teyzemler geç gelmişler ama İstanbul trafiği malüm ben göremedim. Gece için arkaşlarıma söz vermiştim gittim. 4 kişi bütün gece takıldık.
Bu arada benim kötü bir huyum var. Aşıkken aşık olduğumu, aşık değilken aşık olmadığımı çok belli ediyorum sanırım. Bittikten sonra da ağızıyla kuş tutsalar yaranamıyorlar artık. Bazen arkadaş kalmak gerekiyor. Yani aslında eski sevgiliden kesinlikle arkadaş olmuyor o kadar yaşanmışlık var sonuçta ama tamamen birbirinizin hayatından da çıkamıyorsanız eğer, öyle gibi kalmaya devam ediyorsunuz. Tabi sadece gibi kısmıyla oluyor bu. Arada bir insanın kafası karışıp "kimle mesajlaşıyorsun sen ? ! " diye bir soru duyabiliyorsunuz. Alışkanlıklar geçmez. 
Neyse işte mutlu mesut takılıyoruz böyle. Allah bozmasıın. Amin.
Garip bir huyum var.
Sadece yanımdakileri özlüyorum.

19 Ağustos 2012 Pazar

Biz ne insanlar gördük yapmam dediği her şeyi yapan.
Eyy gidi eyyyy :)

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Senelerdir öğretmenlik diye diyee milletin başının etini yedim.
Tamamdır işte öğretmen oluyorum ben (:

O da istediği bölümü kazandı, şehirlerimizin arasında yaklaşık 12 saat var.
Başka türlü unutamayacaktım zaten sanırım.

Allah karşıma öyle birini çıkarsın ki bundan sonra,ikimiz de çok sevelim birbirimizi, çook..
Ve mümkünse kısa sürede çıksın o kişi de (:

17 Ağustos 2012 Cuma

Eski sevgili, ÖSYM.

Sanırım 1,5 senedir onu takmayan kız arkadaşı O'na dönmeye çalışıyor.
Şimdi kendimi kandırmaktan vazgeçip onun da hala kıza karşı bir şeyler hissettiğini bildiğime göre cenazem yakındır demektir.
Şaka şaka o kadar kötü değil.
Ama insana kötü gelen bir sene boyunca yaşadıklarının bomboş gelmesi.
Bir sene boyunca bir hayaletle yaşadığınızı düşünün.
Karşındakinde size karşı hiçbir şey yok değil ama o da o kadar derinine işlemiş ki, hafızasından çıkmıyor, bunu biliyorsunuz.
Bunu bile bile nasıl katlanmışım diyorum.
Neyse hayırlısı olsun yine ne diyeyim.
Ama sanırım onun hayatından çıkma vaktim geldi, o çıkaramıyorsa artık ben çıkacağım..

Bu ÖSYM'de sonuçları artık açıklamazsa kriz geçireceğim burada.
Neyse dışarı çıkayım biraz bari..

17 Ağustos 1999

6 yaşındaydım merkezinde depremi yaşadığımda.
13 sene geçti aradan hala karşımızdaki yıkılan bina, o çığlıklar, o koku.. Çıkmaz aklımdan.
Ben Allah'a şükür hiçbir yakınımı kaybetmedim depremde ama o zamanlar o yaşta kaybedenlerin acısını hissetmiştim içimde.
Bir abi vardı annesini arıyordu, askerden gelmiş. Çarşafa dönmüş binanın  etrafında döndü defalarca bulmak için, bulamadı.
Bir el vardı üst üste yıkılan katların arasında.. Anneme benim için 'görmesin' dediklerinde çoktan dikmiştim gözümü ben o el'e.
Karşı binadaki o şen şakrak abla hiç ölmez sanmıştım ben o da kalmış ağır betonların altında..
Depremden bir hafta sonra eve eşya almak için geldiğimzde hala sarı maskeli amcalar, ablalar, abiler enkazların altına bakıyorlardı ve o koku..
Çok şey var hafızamda o geceyle ilgili. Kesik kesik ama çok fazla şey.
Sonra çadırlarda yaşadık birkaç ay. İlk okulum çadırdı benim. Kaçardım hep koyu renkli kumaşları sevmezdim. İçerisi karanlıktı, giremezdim içeri.

Allah rahmet eylesin. Ben unutmadım, biz unutmadık, Türkiye unutmadı biliyorum.
Allah bir daha yaşatmasın.. 

16 Ağustos 2012 Perşembe

Carpe Diem.

Çok fazla hayal kurma.
Gelecekle ilgili çok plan yapma.
Sev ama bağlanma.
Bağlanırsan da belli etme.
Bil ki o olmadan da devam edebileceksin.

Çok yazıyorum bu ara. Niye böyle oldu bilmiyorum.. 

Hoşveda.

Veda hayattayken edilmez ki. 
Tam ettiğini sanarken bir yerden bir şarkı çalar bir anı çıkar.
Veda edilmez.
Hem de dünya bu kadar küçükken.
Veda hoşçakal saklar içerisinde.
Tekrar karşılaştığında iyi bulabilmek adına.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

!!!

TERCİH SONUÇLARI AÇIKLANSIN ARTIK

Değişmişim

Siyahı sevmezdim ben.
Dert dinlemeyi severdim.
Kar'ı çok sevmezdm.
İnsanları severdim.
Silmeyi sevmezdim, insan silmeyi..
Şimdi  bakıyorum her şey tersine dönmüş.
Her şey.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Hep çok sevdiğim halde, işime gelmeyince çekip gidecek kadar güçlü olmak istedim.
Oldum da.
Ama o bir şekilde geri döndü ve giden o oldu.
Sonra yine ben sonra yine o felan filan işte.
Sonu ne mi ?
Yorgunluk.
Çok yorgunluk..

12 Ağustos 2012 Pazar

Kendi yapamayıp beni sil engelle n'olur diyen biri var hayatımda.
Biliyorum ki bir gün dönmemeyi öğrenebildiğinde her şey daha kolay olacak.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Yeni fark ettik.
Bu şarkı  baştan aşağıya bizi anlatıyormuş.

7 Ağustos 2012 Salı

Birisini anlattığım zaman hep farklı bir blog açarım..
Onu anlatırım anlatırım sonra o blogu kapatırım. Anlatacak bir şey kalmaz çünkü artık.
Yine aynı şeyi yaptım.

Anlayacağın seni de aldattım blog. 

Uzun zamandır aklıma ne eserse onu yaparak yaşıyorum.
Belki 1 senedir belki de daha fazla.
Mutlu muyum peki ? Evet oldukça.
Mutlu olmanın yolunu çözdüm çünkü.

Siktir et'i okuduysanız bilirsiniz.
"Herkesi mutlu edemezsiniz" diyor Parkin kitapta.
Ben önceden bunun tam tersini düşünürdüm.
Bknz:Pollyanna.
:)

Uzun zamandır bıraktım bu işleri.
Aşkı yaşadım dibine kadar, kimseye takılmadan.
Ağladım, ağlattım ama umursamadım.
Yaşadım her şeyi.
Yanıma kar kaldı.

Diyeceğim o ki ; Siz de umursamayın hiçbir şeyi. Aşık mı oldunuz? Gidin söyleyin. Yaşama şansınız varsa yaşayın en son anına kadar. Yaşama şansınız yoksa acısını çekin durduğunuz yerde. Ağlayın sızlayın ama sonra boşvermeyi bilin. İçinizde kalmasın ama aklınızda da kalmasın.

Anlatamadım pek sanırım, kafam karışık olduğunda anlatamam :) 


Neyse iyiyim ben yazayım dedim.
Umarım siz de iyisinizdir.
iyi kalın :)