19 Eylül 2012 Çarşamba

19 09 2012

Kamilleeeeeeeerr..
Yine ben geldim.
Zaten burası benim blogum olduğuna göre başkasını bekleyemezsiniz neyse.
Son 3 günüm. Bolu beni bekler.
Benim bir özelliğim var. Bunu önceden söylemişmiydim bilmiyorum..
Ben bir şeyi kafama takarım.
Gece gündüz onu düşünürüm.
Bazen 2 gün, bazen 5 bazen 1 hafta nadiren 10 güne de çıkabilir bu.
Uyumayla uyanıklık arasında bir yer varya heh işte orda bile hep onu konuyu düşünürüm. Hep uyumak isterim. uyuyunca o konudan kaçacağımı sanırım çünkü. Yataktan çıkmak istemem. Çok başım ağrır benim böyle zamanlarda. İştahım kesilir. Başımı sıkıştırıyorlarmış gibi hissederim. Çok düşünürüm çok fazla. Böyle zamanlarım olur. Bu zamanların ardından da "amaaaan uzattın be kızım" dediğim zamanlar olur.
Şu anda kırmızıyla yazmış olduğum kısımdayım . (Tekrar yazmaya üşendim )
Her bu moda girdiğimde insanoğlunun çok bencil olduğunu anlıyorum.
Mesela bir yakınımız hasta olsun. Deriz ki "iyileşsin de başka bir şey istemiyorum"
Üniversiteyi kazanmak isteriz. "kazanayım da başka bir şey istemiyorum. "
Sevgilimiz bize gelsin isteriz. " gelsin de başka bir şey istemiyorum"
YALANCI insanoğlu.
Hep istiyoruz biraz daha biraz daha.
Bi yetin lan bi yetin. Nerdeee.
Neyse ya nereye geldim yine.
Son senem baya karışık geçti. 2.ci aşkımı da yaşadım gidiyorum.
He birde ben aşıkken çok salak ve depresif oluyorum. Gerçi kim olmuyor ki.
Gideyim de Bolu'nun soğuğu beni kendime getirsin.

Bir de gelecekteki sevgilime sesleniyorum !!
Bir zahmet eski sevgilini unutmuş ol.
Etrafında öyle çok fazla kız arkadaşın olmasın.
Çapkınlığında benden sonra bitsin bi zahmet.
En önemlisi de dengeli ol.
Uğraşamam yani.
Hadi öptüm.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Yaşa yaşa unut, yaşa yaşa unut..
Bu duyguyu bir daha yaşatanın ağzına sıçarım !

Pazar gidiyorum bu arada.

13 Eylül 2012 Perşembe

Son.

Dün son yazımı yazdıktan birkaç saat sonra mesaj geldi. Tam da kamilleeer diye bağıran Orço'yu izliyorum.
Bu arada evet ben Muhteşem Yüzyıl'ı izlemiyorum. Sıkılıyorum ya izlerken. Orço iyidir.
Neyse mesaj geldi " bebem dışarı çıkabilir misin" diye.
Saate baktım saat 21.00.
Çıkarım da üşeniyorum. Neyse çıkarım dedim.
4 kişi takıldık yine gece.
O'nu sanırım son görüşümdü.
Zaten dün gece gitmesem bugün gidicektim iyi oldu. Son kez görmek istiyordum yoksa içimde kalacaktı.
Biraz içtik. Çimlerde oturduk. Sarıldım ona, o da sarıldı. O baya içti ama sarhoş olmadı. Aslında ben onun sarhoş halini çok seviyorum ama olmadı.
Sonra tekrar arabaya bindik. Arka koltuk tabi ki bizimdi. Elimi tuttu, öptü, sarıldık yine.
Arabadan inmemek için sürekli kullanan arkadaşı oyaladık.
Sevgili değildik ama arkadaşlığında yanından geçmiyorduk o anda.
Elleri ellemdeyken arkadaşım diye kendimi kandramazdım zaten. Şu anda da hiçbir şey değiliz.
Ama içim rahat.
Hep son kez sarılmak istiyordum. Fazlası da oldu.
İyi ki oldu.
Yolumuz açık olsun..

12 Eylül 2012 Çarşamba

bir ilişki düşünün.
Tam 5 kere baştan alınmış.
5 kere umut bağlanmış.
Seni seviyorumlarla başlayıp ben yapamıyorumlarla biten.
Deli gibi sevdiğinizi düşünün.
Her seferinde bu sefer oldu diyerek başladığınız, giderek sizi umursamamaya başladığı hatta yokmuşsunuz gibi davrandığı bir ilişki.
Sizsiz yapamadığını bilin, sizinle yapamadığını da.
Sizi sevdiğini bilin ama önceden çok aşık olduğu birisi olduğunu da..
Hayatındanızından sizi rahatlatmak için çıkmaya çalıştığını ama çıkamayışını, sizin de onu çıkaramayışınızı..
Yaptığı tüm hataları bildiğini de bilin.
Ayrılıkların arasında da birgün tam yine benim olacak derken facebook, twitter hesabında başka birinden bahsettiğini de görün ama.
Yanına gittiğinde dokunmamak için kendinizi zor tutun ama dokunamayın.
Yanından her ayrılışınızda neden sizden uzaklaştığını düşünün günlerce ama bulamayın.
Çok geçerli sebepleri olsun sonra neden böyle olduğu hakkında.
Sebepler geçerli de, hayal kırıklıklarınız gelmez mi aklınıza?
Sizi yok gibi gördüğü zamanlar gelmez mi ?
Sol tarafınızdaki o kırık kalp ne olacak şimdi ?
Yeniden dediğinde, yaşadığınız hayal kırıklıkları, üzüntüler, kırgınlıklar gelmez mi aklınıza ?
Sevdiğiniz ?
O gelmesin işte.
Gelse de yenilmeyin işte.

Phoebe*

10 Eylül 2012 Pazartesi

İrade.

"Seni istiyorum" dediğinde içim gide gide hayır dediğimde anladım artık irademe yenilmediğimi.
Vereceğim cevabın sonunda her şeyin biteceğini bile bile.
Son kez kokusunu içime çekecek şansı kaybedeceğimi bilerek.
Ama dedim. Hayır dedim.
Bir daha aynı sonu yaşamamak, tam onun olduğumu zannederken birdenbire yok olmamak için.
İşte irade.

Phoebe*

1 Eylül 2012 Cumartesi

Yaşamsüremizkısalıyor.

Çok az kaldı.
Ciddi ciddi gidiyorum lan.
Ülkenin en soğuk şehirlerinden birisine gitmesem iyiydi ama bilerek, isteye isteye yazdım. Bolu olsun diye başa yazdım resmen. Neyse.
Üniversiteye kaydolmak çok zormuş blogcum.
Vallahi hiç öyle gece gündüz ders çalışan bi öğrenci olmadım. Hatta bu sene bile sıkıldığım an amaan yeter deyip bırakıyordum ama bu üniversiteye kaydolmak varya bence gece gündüz ders çalışmaktan da zordur.
Ders çalışmakta ne var ki ? Oturuyorsun evinde, bi tarafını yaya yayaaa çalışıyorsun. Karnın acıkıyor kalkıp yemek yiyorsun felan. Yok abi bu kayıt işi gibi değil valla.
Ay bir sürü şey alıyorsun kayıt olurken. Posta pulu bile aldım lan ! Bildiğin posta pulu yani.
Sonra başka şehirde okuyacaksın tabi duş lifinden terliğine, tarağından tırnak makasına kadar her şeyi götürüyorsun.
Bir de para meselesi var. Şimdiden düşündüm yola şu kadar versem yemeğe şu kadar gitse felan diye. Allah'tan arkadaşlarım var da Bolu'da az buçuk şu şu kadar bu bu kadar diyorlar.
Gerçi harcım yok Allah'tan. 1 .Öğretimim de ehe :) ama bu 2. öğretimler yazık olmuş. Yazık lan tamam onların harçlarından hocaların ek mesai yaptıkları için ücretleri ödeniyormuş ama indirin bari biraz yani. Hadi birkaç saat fazla uyuyayım diye 2. öğretim yazanlara demiyorum da bunun çalışmak için 2. öğretim yazanı var, mecbur kaldığı için yazanı var yazık lan yani .Ayıp aa. En kısa zaman indirim gelir inşallah.
Oy hepimizi bir telaş aldı gidiyor valla. Herkeste yine bir stres bir bi şeyler. Sınav öncesi stresi, sınav stresi, sınav sonrası stresi, yerleşme stresi, kayıt stresi. Yakında da vizeydi finali stresi. Bunlar sadede okulla ilgili olanlar. Bunun aşkı var,evliliği var. Var da var yani.. Bu milletin ortalama yaşam süresi kısalıyor demedi demeyin.