Şu ana kadar diğer blogumda da bu blogumda da sürekli yazıyorum ama kendimi hiç anlatmadım. Hem kendimi tanımak , hem de size azıcık da olsa tanıtmak için anlatabildiğim kadar anlatacağım.
Ben çok kendiyle çelişen bir insanım . Bir gün önce savunduğum düşünceyi ikinci gün savunmayabilirim. Bir insanın bir gün bütün iyi özelliklerini görürken diğer gün olumsuz özelliklerini görebilirim.
Bana sürekli trip yapan insanlarla hayatta uğraşmam. Ben suçluysam özür dilerim, kısa bir süre barışmaya çalışırım. Ama barışmazsa kendi bilir. Uğraşmam.
Çok çabuk affederim. Ne olursa olsun, ne kadar kırılsam kırayım çabuk affederim. Ama affetmem için o insanı seviyor olmam lazım . Tabi ki affettiğim şeyleri asla unutmam.
Çok çabuk sinirlenmem. Hatta benim sinirli olduğumu gören insan çok azdır. Ama sinirlenince de tam sinirlenirim.
Sevdiklerimi korurum, laf söyletmem.
Etrafımdaki herkesi severim. Gerçekten. Ama bazıları ayrıdır. Onları daha bir çok severim. Bir insana bir kere sinir olmaya başladıysam ne yaparsa yapsın batar bana.
Hayatımda sildiğim bir insanla bir daha asla konuşmam gibi büyük konuşmam. Çünkü; konuşabilirim.
Çok karamsar insanlardan genelde uzak durmaya çalışırım. Çünkü; yanımızdaki insanın bizi çok etkilediğini biliyorum. Ama ben yeri gelir karamsar olmam mı ?Alasını olurum. Ama gidip kimsenin içini karartacak şekilde konuşmam.
Birisi bana “şunu yap” derse yapacağım varsa da artık yapmak istemem. Emir cümlesi gibi gelir o bana.
Çok sıkılganım. Sürekli aynı şeyleri yapmayı sevmiyorum. Bir yerden sonra insan değişiklik istiyor.
Bazen kafama taktığım çok şey olur. Bazen de Dünya yansa umurumda olmaz. Genelde ikinci kısmı daha çok yaşıyorum ama bazen birinci cümlede de çok takıldığım oluyor.
Elinde fırsatı varken okumadan evlilik hayali kuran kızlara acayip kıl oluyorum.
Bir insanın cahilliğini kınamam. Ama kendini geliştirebilecek fırsatı varsa ve geliştirmiyorsa o zaman düşüncem değişebilir. Çünkü bu cahilliği sevmektir.
İnsanların konuşmasından çok çabuk etkilenirim. Birisi birinin hakkında bir şey söylediğinde direk sorgularım. Ama sonuçta düşünür,kendi kararımı veririm.
Şu ana kadar bir kere aşık oldum. Çok sevdim ama hiçbir zaman “geri dön” demedim. Beni tanıyan deli gibi sevsem de geri dön demeyeceğimi bilir çünkü. Hiçbir zaman da demem diyor muyum ? Demiyorum. Hayat bu belli olmaz.
Sevdiğim insanları gerçekten çok severim. Bazen bir insanı 10 dakikada severim. Bazen çok zamanımı alır. Bir kere sevmediğim insanı bir daha sevmem diye de bir şey demiyorum. Çünkü ; Sevebilirim :)
Eğlenmeyi çok severim. Birisi eğlence var dese koşa koşa giderim. Sevdiğim insanlarla olunca daha bir hızlı koşarım.
Çok küçük şeyleri kafama takmam.
Yaşadığı bir olayı hayatının dramı gibi gösterenlere de ayrıca kıl olurum.
Allah korusun, ailemden, sevdiklerimden kimseyi kaybetmediğim sürece ya da Allah amansız bir hastalık vermediği sürece hayatımın en büyük acısı gibi bakmam olaya. Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır. Sevgiliden ayrılma falan. Tamam insanı çok yıpratır, çok üzer ama kesinlikle hayatın sonu değildir.
Hayatta beni için en önemli insanlar ailem ve kardeşim yerime koyduğum arkadaşım. Bunlar dışında da çok sevdiğim arkadaşlarım , dostlarım var tabiî ki ama bunlar farklı işte :)
Aslında bakmayın siz ona sinir olurum buna sinir olurum dediğime. Sinir olurum evet ama yine de insanların çoğunu severim :)
Ben de böyleyim :)
Ben çok kendiyle çelişen bir insanım . Bir gün önce savunduğum düşünceyi ikinci gün savunmayabilirim. Bir insanın bir gün bütün iyi özelliklerini görürken diğer gün olumsuz özelliklerini görebilirim.
Bana sürekli trip yapan insanlarla hayatta uğraşmam. Ben suçluysam özür dilerim, kısa bir süre barışmaya çalışırım. Ama barışmazsa kendi bilir. Uğraşmam.
Çok çabuk affederim. Ne olursa olsun, ne kadar kırılsam kırayım çabuk affederim. Ama affetmem için o insanı seviyor olmam lazım . Tabi ki affettiğim şeyleri asla unutmam.
Çok çabuk sinirlenmem. Hatta benim sinirli olduğumu gören insan çok azdır. Ama sinirlenince de tam sinirlenirim.
Sevdiklerimi korurum, laf söyletmem.
Etrafımdaki herkesi severim. Gerçekten. Ama bazıları ayrıdır. Onları daha bir çok severim. Bir insana bir kere sinir olmaya başladıysam ne yaparsa yapsın batar bana.
Hayatımda sildiğim bir insanla bir daha asla konuşmam gibi büyük konuşmam. Çünkü; konuşabilirim.
Çok karamsar insanlardan genelde uzak durmaya çalışırım. Çünkü; yanımızdaki insanın bizi çok etkilediğini biliyorum. Ama ben yeri gelir karamsar olmam mı ?Alasını olurum. Ama gidip kimsenin içini karartacak şekilde konuşmam.
Birisi bana “şunu yap” derse yapacağım varsa da artık yapmak istemem. Emir cümlesi gibi gelir o bana.
Çok sıkılganım. Sürekli aynı şeyleri yapmayı sevmiyorum. Bir yerden sonra insan değişiklik istiyor.
Bazen kafama taktığım çok şey olur. Bazen de Dünya yansa umurumda olmaz. Genelde ikinci kısmı daha çok yaşıyorum ama bazen birinci cümlede de çok takıldığım oluyor.
Elinde fırsatı varken okumadan evlilik hayali kuran kızlara acayip kıl oluyorum.
Bir insanın cahilliğini kınamam. Ama kendini geliştirebilecek fırsatı varsa ve geliştirmiyorsa o zaman düşüncem değişebilir. Çünkü bu cahilliği sevmektir.
İnsanların konuşmasından çok çabuk etkilenirim. Birisi birinin hakkında bir şey söylediğinde direk sorgularım. Ama sonuçta düşünür,kendi kararımı veririm.
Şu ana kadar bir kere aşık oldum. Çok sevdim ama hiçbir zaman “geri dön” demedim. Beni tanıyan deli gibi sevsem de geri dön demeyeceğimi bilir çünkü. Hiçbir zaman da demem diyor muyum ? Demiyorum. Hayat bu belli olmaz.
Sevdiğim insanları gerçekten çok severim. Bazen bir insanı 10 dakikada severim. Bazen çok zamanımı alır. Bir kere sevmediğim insanı bir daha sevmem diye de bir şey demiyorum. Çünkü ; Sevebilirim :)
Eğlenmeyi çok severim. Birisi eğlence var dese koşa koşa giderim. Sevdiğim insanlarla olunca daha bir hızlı koşarım.
Çok küçük şeyleri kafama takmam.
Yaşadığı bir olayı hayatının dramı gibi gösterenlere de ayrıca kıl olurum.
Allah korusun, ailemden, sevdiklerimden kimseyi kaybetmediğim sürece ya da Allah amansız bir hastalık vermediği sürece hayatımın en büyük acısı gibi bakmam olaya. Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır. Sevgiliden ayrılma falan. Tamam insanı çok yıpratır, çok üzer ama kesinlikle hayatın sonu değildir.
Hayatta beni için en önemli insanlar ailem ve kardeşim yerime koyduğum arkadaşım. Bunlar dışında da çok sevdiğim arkadaşlarım , dostlarım var tabiî ki ama bunlar farklı işte :)
Aslında bakmayın siz ona sinir olurum buna sinir olurum dediğime. Sinir olurum evet ama yine de insanların çoğunu severim :)
Ben de böyleyim :)
bir mimin var bende.
YanıtlaSil:)
sevdiğin bir şarkıyı yolda dinlerken karşına alakasız birinin çıkıp kulaklığını çıkarmak zorunda kalmayı da sevmezsin şimdi sen :)
YanıtlaSil:D:D tabiki. Çok önemli biri değilse görmemezlikten bile gelebilirim :)
YanıtlaSildeep bakıyorum hemen teşekkür ederimm (:
YanıtlaSilİnsan kendi itibarını düşünüyorsa ağzından çıkan cümlelere dikkat etmek zorundadır. Günlük yazmak gibi blogda da özel sayılabilecek duygu ve düşüncelerinizi yazmak konumunda kalabiliyoruz. Günlük yazmak daha somut oluyor. İsmin cismin ortaya dökülebiliyor. Fakat blog yazmak sanal bir eylemdir. Çünkü rumuzlarla kimlik kullanabiliyoruz. Belki de özel durumların irdelenmesi, farklı kimlik ve kişiliklerden yorum alınmsı, özgürce değerlerin tartışılması ve tartılmsına şahit olabiliyoruz. Adını ve sadını bilmediğimiz, ama yazılarından bir değer olduğu anlaşılan kimliklerin, kişilikleri de aynı zamanda ortaya dökülebiliyor. Bize düşen, iyiniyetli ve gerçekten kulağımıza altın bir küpe olarak takabileceğimiz öğütleri de alabilmiş olmamızdır.
YanıtlaSilProfösör rumuzuyla burda yazan blogdaş da bir nevi sanal dosttur. Fakat sanal da iyi bir dost olması, reelde kötü bir insan olduğu anlamına gelemez. Zaten buraya yazan blogdaşlar kendinden önce karşısındakini düşünebiliyorsa, karşı taraf bu samimiyeti hissedecektir. Belki de reeldeki arkadaşlardan görmediği iyi niyeti, samimiyeti, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve paylşmayı blogdaşlarından görebilecektir. Blog yazarlığı ve blog dostluğu çok önemlidir. Blog yazarlığı ve paylaşımı da önemlidir. Bu bir lütuftur aslında.
Bazen kendini çıkmaz bir sokakta hissedebilirsin, bazen öyle sıkıntılar yaşarsın ki bütün duvarlar üzerine yıkılır. Blog dostluğu seviyeli olduğunda, kendine güven ve huzur gelir. Aşamayacağın ve çözemeyeceğin sorun yoktur aslında. Bütün tılsım buradadır.
kendımı okudum sankı :)
YanıtlaSilBlogunu yenı kesfettım oyuzden benden kocaman bırrrr merhaaabaaa:)
Sevgıler
Zeynep
Evet profösör o yüzden buradayımm :)
YanıtlaSilElayZa: Hoş geldinn :)İyi ki geldin :)