14 Şubat 2011 Pazartesi

Emin olun sevgililer gününde yanınızda hiç kimsenin olmaması, yanınızda ama aslında hiç de sizinle olmayan birisinin olmasından çok daha iyidir.

13 Şubat 2011 Pazar

gece.

Saat 02.10.
Facebook'ta bir çevrimiçi oluyorum bir çevrimdışı. Birini bekliyormuşum gibi ama beklemiyorum.
Pazartesi günü yine erken kalkmaya başlayacağım üzülüyorum.
Annem bir grip oldu o nasıl bir grip. Yemeği bile ben yapıyorum ama hala zehirlenmediler.
Arada ders çalışacakmış gibi oluyorum ama sonra direkten dönüyorum. Ama seneye kazanacağım istediğim yeri görürsünüz.
Kuzenimi çok özledim.
Bir de yıkanınca saçlarım çok kabarık oluyor sinir oluyorum.
Şimdilik bu kadar.
Saat 02.13 olmuş . Bu kadarcık şeyi üç dakikada mı yazdım be !

9 Şubat 2011 Çarşamba

Mimcik.

Sevgili deep beni mimlemiş. Önce teşekkür ediyorum :)
Mimimizin konusu çok eğlenceli, ben çok sevdim şahsen.

Konumuz; Hangi çizgi film kahramanı olmak isterdiniz?
Resimde de gördüğünüz gibi ben Tweety olmak isterdim. Onun Slyvester'dan kaçışı, maceracı ruhu falan.. Küçükkken onu izlediğimde hep be kaçıyormuşum gibi hissederdim. Görünüşünü de çok sevdiğim için onun gibi olmak isterdim.

Şu anda bu mimi okuyan herkes mimlenmiştir efendim. Kolay gelsinn (: 



7 Şubat 2011 Pazartesi

Biraz da benden bahsedeyim.

Şu ana kadar diğer blogumda da bu blogumda da sürekli yazıyorum ama kendimi hiç anlatmadım. Hem kendimi tanımak , hem de size azıcık da olsa tanıtmak için anlatabildiğim kadar anlatacağım.
Ben çok kendiyle çelişen bir insanım . Bir gün önce savunduğum düşünceyi ikinci gün savunmayabilirim. Bir insanın bir gün bütün iyi özelliklerini görürken diğer gün olumsuz özelliklerini görebilirim.
 Bana sürekli trip yapan insanlarla hayatta uğraşmam. Ben suçluysam özür dilerim, kısa bir süre barışmaya çalışırım. Ama barışmazsa kendi bilir. Uğraşmam.
Çok çabuk affederim. Ne olursa olsun, ne kadar kırılsam kırayım çabuk affederim. Ama affetmem için o insanı seviyor olmam lazım . Tabi ki affettiğim şeyleri asla unutmam.
Çok çabuk sinirlenmem. Hatta benim sinirli olduğumu gören insan çok azdır. Ama sinirlenince de tam sinirlenirim.
Sevdiklerimi korurum, laf söyletmem.
Etrafımdaki herkesi severim. Gerçekten. Ama bazıları ayrıdır. Onları daha bir çok severim. Bir insana bir kere sinir olmaya başladıysam ne yaparsa yapsın batar bana.
Hayatımda sildiğim bir insanla bir daha asla konuşmam gibi büyük konuşmam. Çünkü; konuşabilirim.
Çok karamsar insanlardan genelde uzak durmaya çalışırım. Çünkü; yanımızdaki insanın bizi çok etkilediğini biliyorum. Ama ben yeri gelir karamsar olmam mı ?Alasını olurum. Ama gidip kimsenin içini karartacak şekilde konuşmam.
Birisi bana “şunu yap” derse yapacağım varsa da artık yapmak istemem. Emir cümlesi gibi gelir o bana.
Çok sıkılganım. Sürekli aynı şeyleri yapmayı sevmiyorum. Bir yerden sonra insan değişiklik istiyor.
Bazen kafama taktığım çok şey olur. Bazen de Dünya yansa umurumda olmaz. Genelde ikinci kısmı daha çok yaşıyorum ama bazen birinci cümlede de çok takıldığım oluyor.
Elinde fırsatı varken okumadan evlilik hayali kuran kızlara acayip kıl oluyorum.
Bir insanın cahilliğini kınamam. Ama kendini geliştirebilecek fırsatı varsa ve geliştirmiyorsa o zaman düşüncem değişebilir. Çünkü bu cahilliği sevmektir.
İnsanların konuşmasından çok çabuk etkilenirim. Birisi birinin hakkında bir şey söylediğinde direk sorgularım. Ama sonuçta düşünür,kendi kararımı veririm.
Şu ana kadar bir kere aşık oldum. Çok sevdim ama hiçbir zaman “geri dön” demedim. Beni tanıyan deli gibi sevsem de geri dön demeyeceğimi bilir çünkü. Hiçbir zaman da demem diyor muyum ? Demiyorum. Hayat bu belli olmaz.
Sevdiğim insanları gerçekten çok severim. Bazen bir insanı 10 dakikada severim. Bazen çok zamanımı alır. Bir kere sevmediğim insanı bir daha sevmem diye de bir şey demiyorum. Çünkü ; Sevebilirim :)
Eğlenmeyi çok severim. Birisi eğlence var dese koşa koşa giderim. Sevdiğim insanlarla olunca daha bir hızlı koşarım.
Çok küçük şeyleri kafama takmam.
Yaşadığı bir olayı hayatının dramı gibi gösterenlere de ayrıca kıl olurum.
Allah korusun, ailemden, sevdiklerimden kimseyi kaybetmediğim sürece ya da Allah amansız bir hastalık vermediği sürece hayatımın en büyük acısı gibi bakmam olaya. Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır. Sevgiliden ayrılma falan. Tamam insanı çok yıpratır, çok üzer ama kesinlikle hayatın sonu değildir.
Hayatta beni için en önemli insanlar ailem ve kardeşim yerime koyduğum arkadaşım. Bunlar dışında da çok sevdiğim arkadaşlarım , dostlarım  var tabiî ki ama bunlar farklı işte :)
Aslında bakmayın siz ona sinir olurum buna sinir olurum dediğime. Sinir olurum evet ama yine de insanların çoğunu severim :)
Ben de böyleyim :)

5 Şubat 2011 Cumartesi

Kokulara aşığım ben.
Ve ses'e.
Güzel koku ve güzel bir ses birleşince,unutamam.
Unuttum diye yalan söylerim belki.
Kim dedi ki sana unutmuş diye.
Yalan söylemiş inanma.
Unutmadım ki.
Unutmaya yüz tutmuşken bir film hatırlatır , çıkarır seni.
Koyar yine önüme.
Kokunla sesin birleşince..
İşte birleşince..
Dilim varmıyor devamını söylemeye.
Belki de sana değil bu özlem.
Hissettirdiklerine.
Öyle ya. Belki yine benzer şeyleri hissetsem.
Takılır, giderim birisiyle.
Ama o birisi çıkmadan.
Anla be seni özlüyorum işte.

*Küçük bir öneri: "AŞK TESADÜFLERİ SEVER " filmini mutlaka izlemeye çalışın. Çok farklı şeyler hissettiriyor insana.

Sadece birkaç dakika.

*Yoğun kan içeren bir yazıdır.

Mide bulantılarım yüzünden doktora gittim. Aslında ben psikolojik olduğunu gayet iyi biliyordum ama annemi ne yaptıysam inandıramadım. Yoğun istek üzerine ! İyi gidelim hadi dedim gittik. Ay demez olaydım ya. Doktor kan tahlili istedi. İyi dedim. Kan tahlili ne ya ben kaç kere kan tahlili yaptırdım. Dört tane tüp verince gözlerim büyüdü biraz tabi ama korkmam yani normalde tahlilden falan. Neyse gittim tahlil yaptıracağım kısıma. Bir tane stajer kız. Şu ana kadar defalarca kan aldırmama rağmen hiç duymadığım bir şey söyledi. "Damarların çok ince." İyi dedim ne yapalım. Hemşire sonuçta bu işi yapıyor. Kendimi teslim ettim. Sonra kız iğneyi tam dört farklı yere sokup çıkardı. "Damarı bulamadım" dedi. Haydaaa. Neyse sonra buldu. Ama bu seferde kanı alamadı. İğneyi çıkarttı. Kanayan yerden damlayan kanları o tüpe damlatıyor. Utanmasa azıcık kolunu sallar mısın diyecek yani. Damarım  şişti . Dedim neden böyle oldu. "Bir şey olmaz , arada patlar öyle ! " Dedi. Ulan top mu patlatıyorsun. Damar be bu. Bastır şöyle düzelir dedi. Tamam dedim kalktım. Annemin yanına gitmemle , gözlerimin bulanıklaşması bir oldu. Yürüyorum ama hani böyle dizilerde bayılacak olan insan bayılmadan önce bir yer gösterirler ya. Her yer bulanık. Önümden geçen biri var görüyorum ama erkek mi, kadın mı, çocuk mu, yaşlı mı çözemiyorum. Birden sıcak bastı. Sonra da üşüdüm. Sonrasını hatırlamıyorum zaten. Bayılmışım. Orada görevli bir doktor gelmiş. Beni o oturak yerleri var ya oraya uzandırmış. Ayaklarımı da havaya dikmiş. Koltuğun tutunma yeri gibi olan yere. Bir şey koklatmış falan. Aslında ben oraları hatırlıyorum ama hatırlamıyorum garip bir şey. En net hatırladığım şey önümü göremiyorum dememdi sanırım. Neyse ki gözümü açtığımda iyiydim. O bulanıklık gitmişti. Neden oldu anlamadım hiç. Damarım şişince çok korktum ondan mıdırrr, tahlil istedikleri için açtım ondan mıdırr anlayamadım. Ama nasıl olduysa . İki dakika sonra falan da dudağımda bir yanma hissettim uçuk çıkmış. Artık vücudun birden ısınıp soğumasından mı yoksa korktum ondan mı anlamadım. Neyse ki hastahanede arkadaşımla karşılaştım. Onunda babası ameliyat olmuş. O sürekli gidip geldi yanıma. Bir de sınıftaki en yakın arkadaşıyla karşılaştım o da yanımızdaydı sürekli. Çünkü annem korktuğu için o anda panik yaptı. Valla hastahanelerden korkar oldum. Şimdi dişimi çektirmem lazım ama çok kanama oluyor yine bayılır mıyım deyip gidemiyorum. Allah kimseye yaşatmasın valla.
He sonuçta ne mi çıktı? Psikolojikmiş.. Ah anne beni dinleyeydin..

1 Şubat 2011 Salı

Evde mutluyum.

Evden çıkmayışımın tam dördüncü günü. Okul tatile girdiğinden beri evdeyim ve ekmek almaya bile çıkmadım. Ama hiç de canım sıkılmadı. Yattım, kalktım. Televizyon izledim. Bilgisayarın başında oturdum. Dün zaten dediğim gibi bütün gün blogumla uğraştım. Bütün gün evde oturmamın tek bir olumsuz yönü vardı. Üşengeçliğime daha da üşengeçlik kattım. İki gündür duş alma işini erteliyorum. Bir de şu psikolojik mide bulantılarım geçmiyor . Zaten zayıfım bir de bu ara bir şey yiyemiyorum ölüp gideceğim. (yok be benim bünyem güçlüdür bir şeycik olmaz) Dün akşam bir ara sıkıldım ama o sırada da oturup tarih çalışayım dedim. Savaşlar yaptım,antlaşmalar imzaladım ..(sanki ben yaptım savaşları gibi bahsettim ama böyle çalışınca insanın aklında daha çok kalıyor :) ) Şu bir anda gelen çalışma azmim hiç gitmese ne güzel olacak ama yok yok hayatta kalmaz. Gitti bile. Bu arada bana en çok destek olan babam bu sene üniversiteyi kazanayım diye zorlayacak beni neredeyse. Bir de ben beni bu konuda en iyi anlayan babamdır diyordum . Nerdeeee ... !!
Neyse ben yine bildiğimi okumayı devam ettiriyorum zaten . Bloguma da alışmaya başladım gibi. Evimde de çok mutluyum ohh değmeyin keyfimee :)