Az önce eski blog yazılarımı okudum..
2009,2010 ve devamı.
O bloglarım yok tabii şimdi yazıları almışım sadece.
İnsan ne kadarda değişiyor zamanla. Ya da biz değişmiyoruz ama yaşadıklarımız değişiyor.
Hiç ayrılamayız dediğimiz insanlardan ayrılıyoruz.
İlk aşkımı, ilk yıkılışımı, ilk hüznümü okudum da gülüyorum şimdi..
Ne güzel anı olarak kalmışlar hayat dediğimiz anılar toplamında.
İyiymişim o zamanlar çok iyiymişim hatta, yaşıyormuşum bir şeyler ama insanların neden mutsuz olduklarını anlamıyormuşum hiç. Anlamasaydım da keşke.
Büyümek yük gibi.
Her sene doğum günün kutlu olsun cümleleri biraz hüzünle karışık bir tebessüm oluşturuyor yüzlerimizde. Biliyoruz çünkü büyümek sorumluluk demek, sıkıntılara da doğum gününüz kutlu olsun demek, annemizin babamızın yaşlanması demek.
Etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun yalnızlık demek belki de.
İşte en büyük fark. O zaman ne kadar olumluysa yazılarım şimdi de o kadar karamsarlaşmış gibiyim.
Aslında şükredecek daha çok fazla şeyim var elimde Allah'a şükür.
Ailem yanımda, beni seven insanlar, anlayan insanlar vs.
İyi bir üniversitede mutlu olamayacağımı zannedip, aksine çok mutlu olduğum bir bölümdeyium.
Hayalim olan mesleğe adım adım yaklaşıyorum Allah'ın izniyle.
Hep büyümek isteriz ya büyüyorum işte.
Annemin demesiyle 21, bence de 20 yaşındayım.
Bir çok ilim öğrenirken içinden çıkamadığım hala tek bir soru var ama.
Hayalleri gerçekleşirken mutlu olması gerekmez mi insanın ?
Ya çok şükürsüzleştik bir şeyleri göremiyoruz artık ya da gerçekten duvarların arasında sıkışıp kaldığımız için ruhumuz bunalıyor.
Bilemiyorum. Ama bunu da öğretseler iyi olurdu belki.
Her neyse her şeye rağmen şükredecek çok şey var dediğim gibi.
Bol şükürlü günler..
Phoebe*
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder