28 Ekim 2013 Pazartesi

okb,kaygı bozukluğu vs.

Bugün 28.10.2013.
Uzun zaman olmuş yazmayalı.
İnsanın hayatında ne kadar çok değişiyor..

Üniversitenin 2. senesindeyim.
Zaman hızlı geçiyor.

Değiştim.İnsanın hayatında değişmediği bir dönem var mı ? Merak ediyorum. Ya da ben mi sürekli değişim içindeyim.
Düşüncelerim, duygularım, hayata yaklaşımım daha farklı artık.Çok değil ama biraz. Biraz değişmeye de değişim deniyor değil mi ?

Eski sevgilim hayatımdan çıktıktan sonra, yalnızlığı tattım. Onun doldurduğu boşluktaki yalnızlığı mı yoksa hep olan bir şeyi bilmiyorum ama iliklerime kadar hissettim.Onunlayken de ondan sonra da çok şey yaşadım.Ama onu anlatacak kadar bile hayatımda istemiyorum artık.Bu kadarlık olsun onun özeti.

Her gün kendime yeni bir soru buldum cevaplamam gereken. Her gün kafama yeni bir şey taktım. Bu dönemde psikolojik rahatsızlıklarım günyüzüne çıktı. Ya da ben onların isimlerini yeni buldum. Okb, insan bağımlılığı, kaygı bozukluğu.. listede birkaç bir şey daha var. Psikoloji okuyan bir arkadaşım buldu bunları önce. Sonra onaylattık. Doğru çıktı. Öğrendikten sonra hiç psikoloğa gitmedim. Kendimin doktoru olmak istedim hep. Bunları ilk duyduğumda nasıl kahkaha attıysam söylerken de hala aynı kahkahayı atıyorum. Komik geliyor çünkü. Belki de kendimin farkına varmamın verdiği bir rahatlık çıkıyor. "Öyle diyorlar"

Çok fazla düşünmemeye çalışıyorum artık. Düşündükçe bir şey buluyorum olumsuz. Herkese hayatın olumlu yönlerini anlatırken ben nasıl buraya geldiğimi bilmiyorum ama korkmuyorum da. Ben yaptım çünkü hepsini. Ne diyordum düşünmek. Düşünmüyorum artık. Daha doğrusu düşünmemeye çalışıyorum.
Hayal kurmuyorum çok geleceğe dair.Olacak olan zaten olacak olmayacak olan da olmayacak diyorum. Kaderciliğim had safhaya ulaştı yani.

Daha çok kitap okuyorum, daha çok film izliyorum. Daha çok konuşuyorum, müzik dinliyorum. Daha realistim.

Hayattaki tek korkum ailemi kaybetmek artık. Annemi, babamı. (tek çocuğum )  . Büyüdükçe onlarla nasıl az vakit geçirdiğimi düşünüyorum, birlikte sahile gittiğimiz günleri düşünüyorum, alışveriş yaptığımız günleri,bayram sabahlarında kahvaltı yaptığımız günleri. Bazen annemin bize de vakit ayır dediğini hatırlıyorum. Zor hatırlıyorum ama yetmemiş diyorum, yetmiyor. İnsan büyüdükçe ve ailesinden farklı bir şehirde okudukça anlıyor bunları. Daha fazla zaman geçirmeliyim diyorum, arkadaşlarıma daha az aileme daha fazla zaman.Sonra korkuyorum o kadar vaktim var mı acaba diye.
En çok ilgilendiğim konu bu bugünlerde.

Ama farklıyım işte. Daha akışına bırakmış, daha rahat, daha çok gülen.

Unutmadan, bir kemanım var artık. 2 senedir istiyordum. Beni özel olarak gören birinden hediye geldi. İyi ki geldi.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

İnanç.

Ne yaşarsam, ne kadar kırılıp üzülürsem üzüleyim hayatta kökten inandığım şeyler hiç değişmedi.
İnsanları hep kırmamaya özen gösterdim, çünkü biliyordum kimse ama hiç kimse tamamen mansum değildi. Ben de dahil. Kendi hatalarımı hep kabul ettim, çünkü olgunum. Olgun olmayan insanın ise hatalarını kabul edemeyeceğini düşünüyorum. Ne kadar en olgun insanların kendileri olduklarını düşünselerde.
Karşıma çıkan insanların ya da benim karşılarına çıktığım insanlar hep hayatıma bir şey katmak için geldi. Derler ya kimse hayatımıza öylesine girmez. Öyle oldu gerçekten. Kimse benden bir şey alıp götürmedi, aksine herkes bir şeyler ekledi.
İnanıyorum, kimse vazgeçilmez ya da unutulmaz değil. İnsan yaradılışı öyle ki her şeye alışıyor zamanla çünkü.
O kadar çok inanıyorum ki ilahi adalete. İşte diyorum bazen tam olarak bundan bahsediyorum.
Arkamı dönüp baktığımda hiç keşke'm yok şu ana kadar. Hiç ama. Her yaptığımın arkasındayım. Her doğrumun her yanlışımın, her şeyin. Bu beni öyle rahatlatıyor ki..
Kinciliğin kalpleri kararttığına inanıyorum hala. Hayatıma giren, hayatımdan çıkan hiç kimseye karşı kin beslemedim şu ana kadar. Ben öyle bir yapıda değilim , Allah da getirmesin.
Kin tutmakla, hiçbir şey hissetmemek ayrı bir şey ama. İnsan tamamen olgunlaşamaz ama çok olgunlaşmaya adım atmaya başladığım anlardan beri, hayatımdan çıkan hiç kimse için ağlamadım. Üzüldüm biraz beni anladıklarını sandığım için ama hiç ağlamadım. Gerek yoktu çünkü. Beni anlayan hala benimle olurdu, yanımda , burada. Bu kincilik değil işte, bu tamamen olanı olduğu gibi görmek.
Hala inanıyorum ki her işte bir hayır var. Bazen öyle bir an geliyor ki neresinde bunun hayır diyoruz ya, bulamıyoruz kendi mantık çerçevemizin içinde, ama unutuyoruz, bizim mantık çerçevemize sığmayan şeyler de var. Bir süre zaten yine işte buymuş diyoruz. Anladım hayır neresinde var.
Sonuna kadar inanıyorum hala nankör insanlardan uzak durmak gerektiğine. Kendilerine bile nankörlük yapar  çünkü onlar.
Ve hala çok mutluyum canımı defalarca acıtmış olmasına rağmen insanlara, insan oldukları için hala insanca cevaplar verebilmeye. Çünkü biliyorum bende onlardan biriyim. Bende kusursuz değilim.
Hiç beklemediğim anda, çok farklısın diye aldığım mesajlar oluyor ya. Tamam diyorum bu güne kadar kişiliğimden hiçbir şey kaybetmemişim çok şükür.
Saflık diyorlar ya bazen buna, yapılanı unutmaya. belki yapılanı unutuyorum evet ama insan olduğumu unutmuyorum hiçbir zaman. Ve her şey biraz daha güç kazandırıyor bana, biliyorum çünkü "öldürmeyen şey, güçlendirir." Önemli olan da ders almak tüm yaşananlardan.

24 Nisan 2013 Çarşamba